fbpx

Taze Meyveli Kış Çayı

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Tarifler

Soğuk kış günlerinde grip, nezle gibi hastalıklardan korunmak için bol bol C vitaminine ve antiseptik bitkilere ihtiyaç duyarız. Yediğimiz sebzelerin yanı sıra sağlıklı bir kış geçirmek için meyve ve bitki çayı da tüketmeye özen göstermeliyiz. Sıcacık çay yapraklarına tatlı taze meyvelerle renk katmaya ve bol bol vitamin almaya sizin için hazırladığımız özel kış çayı karışımını deneyerek başlayabilirsiniz. İşte bol vitaminli taze meyveli kış çayı tarifimz:

Malzemeler:

Nasıl Yapılır? 

Tüm meyveleri dilimleyip demliğin dibine yerleştirin. Üzerine çayları ekleyin. İyice kaynattığınız sıcak suyu karışıma ilave edin. Daha sonra demliği ocağa alarak 5-6 dakika kaynatın. Ocağın üzerinde çok fazla kalmamasına özen gösterin fazla kaynayan yaprak besin değerini kaybeder. 1-2 dakika dinlendirdikten sonra sıcacık kış çayınız hazır. Afiyet olsun!

Çin’de İlk Çayın Doğuşu

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Yeşil Rota

Bugünlerde daha çok virüs salgınıyla ve yaşadığı talihsizliklerle anılan Çin, çayın ana vatanı olarak kabul edilen ve ilk çayın burada keşfedildiği düşünülen sıra dışı bir ülke. Yüzlerce çay çeşidinin yanı sıra doğal güzelliklere ve biraz tuhaf karşılansa da geniş bir mutfak kültürüne sahipler. Son zamanlarda Corona virüsüyle savaşan Çin, aslında sağlıklı yaşama düşkün bir ülke fakat çok zor dönemler yaşayan halk açlıkla baş edebilmek ve hastalıklarla tedavi bulabilmek için çok farklı yemek türleri üreterek bitkilerden ilaç yapmaya çalışmışlardır. Ülkedeki gıda yetersizliği doğal olarak halkı, pek tüketmediğimiz yiyeceklere itmiştir. Zamanla bu yiyecekler ülkenin kültürü haline gelmiş ve halk tarafından sevilerek tüketilmiştir. Çay bitkisinin doğuşuna da ev sahipliği yapan Çin, efsanelere göre dünyada ilk kez burada keşfedilmiştir. Doğruluğu henüz kanıtlanmamış olsa da gelin Çin’in çay tarihini yakından inceleyelim

Popüler olan efsaneye göre çay ilk defa MÖ. 2573 yılında kaynamakta olan bir suya yakındaki bir çalılıktan bir yaprak düşmesiyle Çin İmparatoru Shennong tarafından bulundu. Efsaneye göre İmparator suyunu kaynamış olarak içmekten hoşlanıyordu. Bir gün ordusuyla uzak bir yere seyahat ederken mola verildiğinde hizmetçisi ona yemek ve içmesi için kaynamış su hazırladı. O sırada çalılıktan kuru bir yaprak düşerek, suyun rengini kahverengiye çevirdi. Hizmetçi bu durumu fark etmeyerek suyu imparatora sundu. İmparator bunu içtiğinde ferahlatıcı buldu ve böylece çay keşfedilmiş oldu. Çay Çin kültürüyle çok iç içedir, öyle ki çay Çin yaşamının yedi olmazsa olmazı arasında sayılır.

Çayın tarihi Antik Çin’de ise Batı Zhou Dönemine kadar dayanır. Bu dönemde insanlar çay yapraklarını bir meyve gibi tüketiyor ve bu yapraklardan ilaç elde etmede kullanıyorlardı. Han hanedanı zamanında da yepyeni bir içecek olan çay önemli bir meta haline geldi. Tang hanedanı döneminde ise çay üretimi devlet tekeli haline geldi. Çay pazarı sıkı bir kontrole tabi tutuluyor ve yasa dışı satışlara ceza uygulanıyordu. Bu dönemde çayın yapılışı ve içme şekli günümüzden oldukça farklıydı. Çay yaprakları sıkıştırılıp tuğla gibi yapılıyor bu çay taş bir havana konulup dövülüyor ve oluşan toz çaya sıcak su eklenip o şekilde içiliyordu. Bu dönemde çay beyaz çay şeklindeydi. Yüzyıllar boyunca Çinliler çayı buharlayarak kullandılar. Ancak zaman içinde çayın bir ticari ürün haline gelmesiyle de farklı yöntemler gelişti. Buharlama yerine çay yaprakları kavrulmaya başlandı ve bu da günümüz işlenmiş çayları için bir adımdı.

Araştırmacılar Çin’de 1000’e yakın çay çeşidi bulmuştur. Çayların diğer ülkeler göre farklı gruplandırılmasının nedeni ise daha çok yaprak toplandıktan sonraki tabi tutulan işlemlerin farklı olmasıdır. Mesela yeşil ve beyaz çaylarda yapraklar toplandıktan sonra ısıl işleme tabi tutulur, böylece oksidasyon diğer bir deyişle fermantasyon işlemi önlenmiş olur. Kırmızı ve siyah çaylarda ise bu işlem yapılmaz ve yaprağın yapısındaki enzimler özelliğini yitirmediği için çay doğal olarak fermenteye bırakılır ve bambaşka tatlar oluşur. Oolong çayı ise kısmen fermantasyona bırakılır. Ülkede o kadar çok çay çeşidi vardır ki bir Çin deyişine göre “Tüm hayatın boyunca çayla ilgili çalışsan yine de tüm çayların adını öğrenemezsin”. 

Çin’in en ünlü çayları ise:

  • Long Jıng Dragon Well Xi Hu 
  • Bi Luo Chun Spring Snail Tai Hu
  • Tie Guan Yin Iron Goddess An Xi
  • Mao Feng Fur Peak Huang Shan
  • Junshan Yinzhen Siver Needle Haz Shan 
  • Qi Men Hung Qi Men Red Qi Men
  • Da Hong Pao Big Red Robe Wu Yi Shan 
  • Liu An Gua Pian Melon Seed Liu An 
  • Bai Hao Yinzhen White Fur Silver Needle Fu Ding
  • Pu’er Pu’er Si Mao 

Bugünlerde ziyaret edilmeye pek uygun olmasa da Çin’e bol bol şifa diliyor, şu an olmasa bile mutlaka bir gün seyahat etmenizi tavsiye ediyoruz. 

Limonlu Adaçaylı Kurabiye

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Tarifler

Adaçayı özellikle kış aylarında sık tercih ettiğimiz ve severek içtiğimiz şifalı bir çaydır. Faydaları ise saymakla bitmez. Adaçayı depresyona iyi gelir, zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, beyin fonksiyonlarını geliştirir, bronşit ve astım belirtilerini hafifletir, karaciğeri temizler, idrar yolu enfeksiyonunun tedavisine yardımcı olur, aşırı terlemeyi ve stresi azaltır, menopoz sonrası belirtileri hafifletir, saçların beyazlaşmasını yavaşlatır, hafızayı güçlendirir, boğaz ağrısını alır, sindirim sistemini korur ve daha pek çok hastalığa iyi gelir. Vücuda faydalarının yanı sıra evlerde böceklere ve kötü enerjiye karşı tütsü olarak kullanılır. Şifa deposu adaçayını hem içecek olarak hem de yemeklere lezzet veren nefis bir baharat olarak da kullanabilirsiniz. Et yemeklerine, tavuklara, patatesli tariflere yüksek aromasıyla lezzet katar. Çeşit çeşit yemekte kullanılan adaçayını tatlılarda da tercih edebilirsiniz. Keklere, pastalara, hafif yulaflı barlara, kurabiyelere ekleyerek farklı tarifler oluşturabilirsiniz. Biz de sizler için bol C vitaminli ve adaçaylı nefis bir kurabiye hazırladık. Yeni tatlardan hoşlanıyorsanız mutlaka göz atmalısınız.  

Malzemeler:

  • 1 Su Bardağı Tereyağı
  • Yarım Su Bardağı Toz Şeker
  • 3 Yemek Kaşığı Limon Suyu
  • 1 Tatlı Kaşığı Rendelenmiş Limon Kabuğu
  • 1 Çay Kaşığı Vanilya Esansı
  • 2 Su Bardağı Un
  • 1 Yemek Kaşığı Kuru Adaçayı
  • Bir Tutam Tuz

Nasıl Yapılır?

  • Geniş bir kasede tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelinceye kadar bir mikser yardımıyla çırpın. 
  • Limon suyu, limon kabuğu rendesi ve vanilyayı ilave edip çırpmaya devam edin. Kuru adaçayı ve tuzu ekleyin. 
  • Hamurun üzerini streç filmle kapatarak buzdolabında 30 dakika dinlendirin. Dinlenen hamuru tezgaha yayın. 
  • Merdane yardımıyla açın ve kurabiye kalıplarıyla dilediğiniz şekli verin. 
  • Yağladığınız tepsiye kurabiyeleri hafif aralıklarla dizin. 
  • Önceden ısıtılmış 175 derece fırında hafif kızarana kadar, yaklaşık 8-10 dakika pişirin.
  • Nefis ve taze bir çay demleyerek kurabiyelerinizi ılık servis edin. Afiyet olsun!

Azerbaycan’da Çay Geleneği

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Yeşil Rota

Azerbaycan, gelenekleri ve geçmişiyle Türkiye ile kardeş olarak anılan ve yakın ilişkiler kurduğumuz bir ülke. Lezzetli ve geniş mutfağı, kendine özgü kültürü tanıdıkça hayranlık uyandırıyor. Çay da bu kültürün önemli bir parçası. Azerbaycan halkı günlük hayatta düzenli olarak çay tüketen ve mutlaka her konuğuna ikram eden bir geleneğe sahip. Çay kültürlerinden söz etmeden önce biraz üretiminden ve tarihinden bahsedelim. 

Çay yetiştiriciliği Azerbaycan’da ilk kez 1980’lerde ve 1990’larda Hazar Denizi kıyılarındaki Lenkeran-Astara bölgesinde yapıldı. M.Ö. Novoselov adındaki bir arazi sahibi çayın pratikteki ilk ekimini yapan kişidir. Daha sonra da Lankeran bölgesinin çay yetiştiriciliğine uygunluğunu anlatan yazısı bir dergide yayımlanmıştır. Bugünkü 1929 yılında Azerbaycan Bahçecilik ve Subtropik Bitkiler Enstitüsü’nde Hazar Denizi kıyılarında çay yetiştiriciliğine dair bilimsel bir çalışma başlatılmıştır. İlk defa çay fabrikası 1937 yılında Lenkeran’da kurulmuştur.

Azerbaycan’da insanların çay içmek için gittikleri “çayxana” denilen kafeler bulunur. Erkeklere yönelik bu mekanlar Türk kültüründeki kahvehanelere benzerler. Yeni nesil ise bu söylemi biraz eski buluyor ve onun yerine kafeler için “çayevi” sözünü kullanmayı tercih ediyor. Erkeklerin önemli bir kısmı bütün öğleden sonralarını burada bardak bardak çay içerek, tavla oynayarak ve sohbet ederek geçirir. Eğer birinin acelesi varsa bile çayı soğutmak için tabağına döker çalkalar ve bu tabaktan içip kalkar. Çayın önemini vurgulamak için halk arasında “Çay nedir, say nedir?” yani eğer çay içiyorsan kaç bardak olduğu sayılmaz anlamında bir deyim yerleşmiştir. 

Azerbaycan’da çay farklı tatlarla zenginleştirilir ve böyle bir aromayı başka ülkelerde bulmak oldukça zordur. Çaya katılan bu farklılık sadece aromada değil, aynı zamanda bu çeşniler çayı çok daha sağlıklı bir içecek haline de getirir. Azerbaycan çay seremonisi taze demlenmiş, kuvvetli aromalı, açık renkli kristal, diğer cam bardaklarda veya fincanlarda servis edilen sıcak siyah çaydır. Çay Azerbaycan’da sıcaklığı, misafirperverliği, dostluğu temsil eder. Süt veya şekerli çay geleneksel değildir. Çayın yanında limon; küp şeker; şam fıstığı, ceviz, kuru üzüm, badem gibi kuru yemişlerden oluşan bir tabak, “Mürabba” denilen tatlılar, bazı geleneksel hamur işi atıştırmalıklar ile servis edilir. “Mürabba” Türk kültüründeki reçele yakın bir tatlıdır. Eğer çay bu tatlıyla içilecekse küçük bir tabağa biraz alınır daha sonra çayın içine karıştırılır ve bu şekilde içilir. Azerbaycan çay kültüründeki önemli bir nokta da çayın yemeklerden sonra değil önce içilmesidir. Yemeğin başlangıcında yemek yenilmeden çay içilir. 

Azerbaycan’da bebeklere bile su veya meyve suyu değil çay verilir. Nevruz kutlamalarında bir yıl daha sağlıklı kalmak için şenlik ateşi üzerinden atlayan herkese yine sağlıkları için çay verilir.Geleneksel Azerbaycan çay servisinde semaver kullanılır. Geniş bir çay kültürüne sahip olan Azerbaycan’ı siz de mutlaka gezip görmeli sıcacık çaylarını keşfetmelisiniz. 

Çay Demleme Teknikleri

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Günümüzde çay demlerken ya doğru bilinen yanlışları sık sık tekrar ediyor ya da çayın türüne bakmadan ezbere teknikler kullanıyoruz. Özellikle çok boş zamanımızın olmaması ve pratik yöntemleri kullanmamız çayın hem kalitesini hem de aroma dengesini bozuyor. Kullandığımız demliklerden suya, ateşin yoğunluğuna ve çay yapraklarının kalitesine kadar lezzetli bir çayın tadını etkileyen çok fazla faktör var. Çay demleme teknikleri genelde kültürden kültüre değişiyor bu da farklı çaylarla tanışmak istediğimizde kafa karışıklığı yaratıyor. Matcha gibi spesifik çaylar ise zamanla demleme teknikleriyle günlük hayatımızda yer ediniyor. Yani kısacası lezzetli bir fincan çay için kolaya kaçmamak ve sabırlı davranmak gerekiyor. Çayın lezzetini ve demini etkileyen faktörlere ve püf noktalara gelin birlikte bakalım.

Yaprak Çay Demleme Teknikleri

Yaprak çay diğer çay türlerine göre aromasını daha yoğun veren özel bir seçimdir. Az işlem gördükleri için antioksidan özelliklerini kaybetmez ve sağlığa daha faydalıdır. Nefis çay yapraklarını demlerken kullandığınız demliğe çok fazla yaprak doldurmamalı ıslanan çay yapraklarının genişlemesine alan bırakılmalıdır. Kaynatılmış sıcak su direkt yaprakların üzerine eklenmeli ve demleme için en az 5-6 dakika beklenmelidir. Yapraklar kaynatılmamalıdır. Çayı fincana alırken özellikle süzgeç ya da ince dokunmuş bir bez ile çayınızı süzmelisiniz. 

Demleme Aksesuarlarının Seçimi ve Kullanımı 

Çay demlerken kullanabileceğiniz yüzlerce demlik, süzgeç, çay topu, kupa bardak ve benzeri aksesuarlar mevcut. Demlik seçerken seramik olmasına özen gösterirseniz çayınızdaki lezzet değişimini göreceksiniz. Farklı tasarımlarda binlerce demlik var ve aslında günlük çay tüketiminde en çok metal demlikler kullanıyor ama en lezzetli demi seramik demlikler veriyor. Zaten çay geçmişten beri geleneksel olarak seramik ve toprak demliklerde servis edilmiştir. Çay demleme topu seçerken paslanmaz olmasına ve kaliteli bir tasarıma sahip olmasına dikkat edin. Topu kilitleme kısmı sağlam ve pratik olmalı. Ayrıca çay doğunu çok doldurmayın ve yaprakların demlenmesi için alan bırakın. Çoğu çay tipi için standart bir çay bardağı veya kahve kupası kullanabilirsiniz. Geleneksel şekilde demlemek istiyorsanız matcha ve Çin çayları gibi diğer çaylar özel çay kapları ve çay aksesuarları gerektirir. Oolong çayı gibi yüksek kaliteli Çin çayları için bir kil kupa veya porselen gaiwan kullanabilirsiniz. Matcha çayını demlerken de mutlaka bamboo whisk ve özel kase kullanmalısınız.

Su Kalitesi, Sıcaklığı ve Demleme Süresi

Suyun kalitesi doğru demlenmiş lezzetli bir çay için çok önemlidir. Musluk suyu ya da arıtılmamış sular çayın aromasını ve tadını bozar. Yüksek kireç oranına sahip olan bu sular aynı zamanda hem demlikte hem de fincanda tortu ve koku bırakır. Bu yüzden çay demlerken mutlaka içme suyu, saf doğal sular ya da arıtılmış sular tercih edilmelidir.

Suyun sıcaklığı da dem kalitesi için önemli bir etkendir. Demleme sıcaklığı çay türüne göre farklılık gösterir. Siyah çay 90-100 derece arası, yeşil çaylar 65-80 derece arası, Oolong çayı 85-95 derece arası bitki çayları için ise 70-80 derece arasında su sıcaklığı tercih edilmelidir. 

Demleme süresi çayın aromasını etkileyen ve lezzetinin açığa çıkması için gerekli olan zaman dilimidir. Demleme süresi de çayın türüne göre farklılık gösterir. Çayın türü ne olursa olsun uzun süre demlenmeye bırakmak tadının bozulmasına ve acılaşmasına neden olur bu yüzden en doğru süreleri bilmek gerekir. Demleme süreleri:

  • Siyah yaprak ve çay poşetleri için 3-5 dakika.
  • Yeşil çay yaprakları için 2-4 dakika.
  • Yeşil çay poşetleri için 1-3 dakika.
  • Beyaz çay yaprakları için 2-3 dakika.
  • Beyaz çay poşetleri için 30-60 saniye.
  • Oolong çayı yaprakları için 5-7 dakika. 
  • Oolong çay poşetleri için 3-5 dakika.

Siz de bu teknikler ve bilgiler ile kendinize nefis çaylar demleyebilir, zengin aromaların tadını çıkarabilirsiniz. 

Endonezya’nın Çay Bahçeleri

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Dünyada en çok çay üreten 10 ülkeden biri olan Endonezya geniş çay bahçeleriyle ve doğal güzellikleriyle tüm ziyaretçilerini büyülüyor. Bol yağışlı iklimi ve yıkanmış topraklarıyla farklı aromalar geliştiren Endonezya, ekonomik ve kültürel anlamda da çay üretimine büyük bir önem veriyor. Tropik iklimin hüküm sürdüğü ülkeye özgü bitki örtüsü, volkanik coğrafya ve mineral zengini topraklar, çay bahçelerini turistik bir rota haline de getirmeye başladı.

Çay Endonezya’da 200 yıldan fazladır hayatın bir parçası konumunda. Endonezya’da çay ticaretini 1700lerde Hollandalılar kurdu. 2. Dünya Savaşı’na kadar Endonezya çayı Avrupa’da önemliydi ancak, çay endüstrisi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra düşüşe geçti. Japonlar adayı stratejik öneminden dolayı işgal ettiler. Savaşın sonunda fabrikalar yıkıldı, ekilen çaylar da kötü durumdaydı. Bundan onlarca yıl sonra 1984’te Endonezya çay endüstrisi yeniden canlandırıldı.

Birçok çaba ve yatırımın ardından Endonezya çayı pazarda varlığını hissettirmeye başladı. Bundan sonra eski çiftliklerde çay üretimi ve yeni ekimlerle sürekli bir iyileştirme ve gelişim günümüze kadar devam etmiştir. Endonezya çayı diğer ülke çaylarından toprak, konum ve iklim bakımından farklılık gösterir. Çay ekiminin yapıldığı yüksek konumlu araziler volkanik toprağın ve tropikal iklimin hakim olduğu yerlerdir. 2004- 2005 yılları arasında çay endüstrisi %8.9’luk bir büyüme gösterdi. Çay ihracatının %7’sinden fazlası Endonezya’ya aittir. Endonezya’da çay yetiştirilen ana bölgeler Java ve Sumatra. Java’daki çaylar genelde Batı dağlarında yetiştiriliyor. Yıl boyunca hasat yapılıyor ancak en kaliteli çaylar kuru dönemde Temmuz-Eylül ayları arasında hasat ediliyor. Sumatra çayları ise daha istikrarlı. Endonezya çayıyla, yüksek rakım Seylan çayı karşılaştırılır ve şu sonuç çıkar; hafif ve aromalı. Bunun yanında tropikal iklime bağlı olarak Endonezya çayının Japon ve Çin çaylarına göre daha fazla antioksidan içerdiği belirtiliyor.

Endonezya çay üretiminin yanı sıra tüketiminin de yüksek olduğu bir ülke. Yerel halk günlük hayatta sık sık çay içiyor ve misafirlerini de ikram etmeyi unutmuyor. Ekonomik anlamda ileri seviyede olmayan ülke, çay üretiminde istihdam sağlayarak halka iş olanağı da sağlıyor. Hatta sadece yerel halk değiş civar ülkelerden de mevsimlik işçi alınıyor. Endonezya uzun süre farklı ülkelerin sömürgesi olarak kaldığı için pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapıyor bu yüzden çay içme yöntemleri de her kesime göre değişiklik gösteriyor. En ünlü çayları ise Samatra Siyah Çay, Beyaz Çay, Şişelenmiş Yasemin Çayı ve Büyük Yapraklı Yeşil Çay

Siz de Asya’nın doğal güzelliklerini yakından görmek ve nefis aromalı çayları keşfetmek için mutlaka gezi rotanıza Endonezya’yı ekleyin. Sevdiklerinizle birlikte yemyeşil bir tatil geçirin!

Rooibos’lu Cupcake

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Çay saatlerinin ve akşam kaçamaklarının vazgeçilmezi tatlı mı tatlı cupcake’lere bir yenisini ekledik sizlere Rooibos aromasıyla benzersiz bir tarif hazırladık. Rooibos hoş kokusu ve enerji deposuyla kış aylarında elimizden düşürmediğimiz bir çay, bağışıklık sistemimizi güçlendiren bileşenleriyle de bizi daima hastalıklardan koruyor. Hem lezzeti hem de faydası saymakla bitmeyen Rooibos’dan nefis cupcakeler yapmak için siz de hemen tarifimizi deneyin!

Kek için malzemeler: 

  • 3 çorba kaşığı Rooibos
  • 3/4 su bardağı un
  • 2 çay kaşığı kakao 
  • 3/4 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • Bir tutam tuz
  • 14 çorba kaşığı tereyağı 
  • 115 gr. bitter çikolata
  • 1,25 su bardağı şeker
  • 4 yumurta

Krema için malzemeler:

  • 1/2 su bardağı tereyağı
  • 1,5 çorba kaşığı Rooibos
  • 2,5 su bardağı pudra şekeri
  • 1 tatlı kaşığı zencefil
  • 1/2 tatlı kaşığı kakao
  • 2 çorba kaşığı süt
  • 1/4 tatlı kaşığı vanilya

Nasıl Yapılır? 

Keki için kuru malzemeleri bir kapta karıştırın. Bitter çikolatayı benmari usulü ile eritin ve ateşten alıp içine şekeri ekleyin. Tereyağını mikserde kar haline gelene kadar çırpın yumurtaları içine teker teker ekleyin. İlk olarak çikolatalı karışımı sonrasında kuru karışımı ekleyin ve cupcake kağıtlarının ¾’ü dolacak şekilde doldurup. 175 derecelik fırında 15-20 dakika pişirin. 

Kreması için tereyağını kar haline gelene kadar çırpın ve içerisine şekeri, çayı, zencefili ve kakaoyu ekleyin. Sütü ilave edip krema kıvamına gelene kadar çırpın ve en son vanilyayı ekleyin. Pişen keklerin üzerine krema sıkacağı ile hazırladığınız kremayı dilediğiniz şekilde sıkın. Keklerin yanına sıcacık bir çay demlemeyi unutmayın afiyet olsun. 

Hindistan’da Çay Kültürü

admin, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Her gün elimizden düşürmediğimiz sıcacık çaylarımızın üretim hikayesi oldukça merak uyandırıcı ve zahmetlidir. Özellikle farklı aromalı ve kendine has harmanı olan lezzetler arıyorsanız bu ürünleri mutlaka yetiştirildiği yerde denemelisiniz. Hindistan da bu özel üreticilerden biri. Çaya tadını veren ve aromasını şekillendiren sadece türü değil aynı zamanda yetiştiği topraklar ve iklim koşullarıdır. Çay üretiminde ilk sıralarını koruyan Hindistan, sadece siyah çayıyla değil onlarca farklı çay türüyle geniş bir ürün çeşidine sahiptir. Aynı zamanda demleme yöntemleri ve ritüelleriyle çay kültürü kendine özgüdür. 

Hindistan’da, Çin hariç, dünyadaki ülkelerden daha çok çay tüketilir buna Assam ve Darjeeling gibi ünlü çay türleri de dahildir. Hindistan’ın çayın ekimi ve demlenmesi çok eskilere dayanır. 

İlk çay tüketiminin Ramayana bölgesinde MÖ 750-500 yılları arasında olduğu belgelenmiştir. Araştırmalar çayın doğu ve kuzey Hindistan’da bilindiğini ve binlerce yıldır ekildiğini ve tüketildiğini gösteriyor. Hollandalı bir gezgin Jan Huyghen van Linschoten kitabında Assam çay bitkisinin Hintliler tarafından sebze olarak kullanıldığını, sarımsak ve yağla karıştırılıp içildiğini ve içecek olarak da tüketildiğini not etmiş. Aynı yılda bir başka grup Hollandalı da Hindistan’da çayın varlığını kaydetmiştir. Ülkede çayın ticari üretimi ise İngiliz Hindistan Çay Şirketi ülkeye geldiğinde başlamıştır.

Batı’nın Hint çayı ile tanışma öyküsü ise 1839 yılında Assam’da başlar. İngiliz Robert Bruce, yörede tabii olarak yetişen çayları sekiz sandığa doldurup Londra’ya açık artırmayla satışa gönderir. Assam, bu şekilde Hint çaycılığının doğum yeri olur. Hindistan günümüzde dünyanın en büyük ve kaliteli çay üreticilerinden biridir. Dünyanın en pahalı çayı olan beyaz çaydan gündelik olarak içtiğimiz siyah çaya kadar üretilmesi son derece zahmetli olan bu vazgeçilmez ürünün yetiştirildiği mekanları gezip görmek de bir o kadar zevkli bir şey. Çay bahçelerinden çayın toplanması ve fabrikalarda işlenmesi süreci çok ilginç safhalardan geçmektedir. Bu ilginç faaliyetler, Hindistan’da giderek gelişen çay turizminin bel kemiğini oluşturmaktadır.

Hindistan bugün dünyanın en büyük çay üreticilerindendir. Üretilen çayın %70’inden fazlası ülke içinde tüketilir. Darjeeling gibi ünlü çaylar Hindistan’da özel olarak yetiştirilir. Hindistan çay endüstrisi birçok global çay firması ortaya çıkaracak şekilde büyümüş aynı zamanda çay endüstrisinin en iyi teknolojik ekipmanına sahip ülkelerden biri olmuştur. 

Hindistan çay üretiminin yanı sıra tüketimin de yüksek olduğu bir ülkedir. Hindistan halkı için çay vazgeçilmez bir ritüeldir. Gün içinde enerji toplamak, misafir ağırlamak ya da keyif yapmak için hemen çay demlenir. Assam çayı Hindistan'ın bilinen, en popüler çaylarından birisidir. Ülkenin kuzeydoğusunda olan Assam Şehri çaya ismini vermektedir. Yetiştiği bölge 1500 metre yüksekliğe ve muson iklimine sahip karakterleri taşır. Bu çay fermantasyon işlemi geçirdikten sonra diğer çay türlerine göre daha koyu bir renk ve aroma almaktadır. Çayın tüketimi sırasında süt içilmesi geleneksel bir durum halini almıştır.

Siz de Hindistan'ın özel çaylarını yerinde denemek için mutlaka gezi listenize ekleyin. Sevdiklerinizle birlikte farklı ülkelerin çay bahçelerini keşfedin.

Matcha’lı Rulo Kek

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Yüksek antioksidan özelliği ile günlük hayatta sık sık tükettiğimiz matcha çayından nefis bir kek yapmaya ne dersiniz? Hem rengi hem de lezzetiyle göz dolduran matcha’lı kek farklı tarifler denemeyi seven herkesin favorisi olacak. Beş çayında ya da sevdiklerinizi ağırlayacağınız anlarda yeni tatlar keşfetmek için siz de mutlaka bu tarifi denemelisiniz.  

Kek için malzemeler: 

  • 1 su bardağı un
  • 2 yemek kaşığı matcha
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 4 yumurta (Beyazı ve sarısı ayrı olacak)
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı süt
  • 1 yemek kaşığı tereyağı

Krema için malzemeleri 

  • 1 su bardağı krema
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 tatlı kaşığı yeşil çay tozu

Nasıl yapılır?

Öncelikle fırını 200 dereceye getirip ısınmasını bekliyoruz. Bir kasenin içerisine un, yeşil çay tozu ve kabartma tozunu ekleyip çırpıyoruz. Başka bir kabın içerisine de yumurta sarılarını ve yarım bardak toz şekeri güzelce karıştırıyoruz. Bir tencerenin içerisinde tereyağını eritiyoruz ve bütün malzemelerimizi aynı kasenin içerisine alıp karıştırıyoruz. Düz bir fırın tepsisinin içine yağlı kağıt koyduktan sonra kek karışımını üzerine döküyoruz. Daha önceden ısınan fırında 15 dakika pişiriyoruz. Kek pişerken krema malzemelerini yoğun bir kıvama gelene kadar çırpıyoruz ve buzdolabında soğumaya bırakıyoruz. Pişen keki yağlı kağıtla birlikte özellikle sıcakken rulo haline getirip 4-5 dakika o şekilde bekletiyoruz. Daha sonra ruloyu açıp kekin içine kremayı sürerek (çilek parçaları da ekleyebilirsiniz) sıkıca tekrar rulo halinde yuvarlıyoruz. Kekinizin üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz. Bu nefis kekin yanına sıcacık  bir çay demlemeyi unutmayın. Afiyet olsun! 

Çayın Türkiye’deki Yolculuğu

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

İçtiğimiz her yudumda ülkemize gelmiş olmasına minnet duyduğumuz, bir içecek çay. Günün her öğünü masamızdan eksik etmediğimiz milli içeceğimiz. Peki çay ülkemize nasıl geldi? Bizim çay kültürümüz diğer ülkelerden neden daha farklı gelin birlikte inceleyelim. 

Yapılan araştırmalara göre Türklerin çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere, Orta Asya'ya kadar dayandığı düşünülüyor. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil ıslahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmıştır.

Çayın Osmanlı’ya gelişi ise 19. yüzyılın sonlarında İstanbul’daki bazı dükkânların az miktarda çay ithalini yapması ile başlamaktadır. Osmanlı’da çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim ise Sultan II. Abdülhamid döneminde yapılmıştır.1892’de yayınlanan Coğrafya-i Sınai ve Ticari’ adlı kitapta, dönemin Ticaret Nâzırı Esbak-ı İsmail Paşa’nın aracılığı ile Çin’den getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekildiği ancak ekolojik koşulların uygunsuzluğu sebebiyle bu girişimin sonuçsuz kaldığı anlatılıyor.

Osmanlı Arşivi’nde bulunan çay ile ilgili ilk arşiv belgesi ‘Çay Tarifnamesi’ adını taşıyan Osmanlıca belgedir. Bu belgede, II. Abdülhamit tarafından numune çiftliklerinde çay bitkisinin yetiştirilmesi ve tarımının başlatılması için alt yapı çalışmalarının başlatılması emri ile aynı buyruk doğrultusunda yapılan çalışmaların bir sonucunu ve rapor şeklinde padişahın bilgilerine Orman, Madenler ve Tarım Bakanı tarafından sunulan bir belgedir.

Bu başarısızlıktan sonra çayın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir. 1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I. Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’e gönderilmiştir. Erten’in Doğu Karadeniz’de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları 1923’te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlanmış ve 1924’te yine Zihni Derin’in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunularak kabul edilmiştir. Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimin devam etmesine engel olmuştur.

1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan ve yarım kalan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir. Heyette bulunan Prof. Dr. Raşit Hatipoğlu çay ile ilgili ayrıntılı verileri araştırarak ‘Türkiye’de Çay İktisadiyatı’ adlı bir kitap yazmıştır. Bu çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanmıştır.

İlk üretimin gerçekleşmesinden sonra çay, Rize’deki çay ocaklarına ücretsiz dağıtılarak halka tanıtılmıştır. Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başlamıştır. 1940 yılında İngiltere’den sipariş edilen çay makinelerinin Türkiye’ye gelmesi II. Dünya savaşının sonuna doğru olmuştur. 1946 yılında Türkiye’ye ulaşan makinelerle 1947 yılında Rize’de ilk çay fabrikası açılmıştır. Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün kalitesinin artması ile birlikte Doğu Karadeniz’deki ekonomik canlılık artmıştır. 1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale gelmiştir. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithal eden bir ülke konumundadır. 

Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi yapan ilk 6 ülke arasındayız. Bununla birlikte çayın günlük hayatımızda büyük bir önemi ve kendine has bir kültürü var. Türkiye çay tüketiminde dünyada 5. sırada ve İngiltere’yi bile geride bırakmış durumda. Çay, Türkiye'de günün her öğünü içilen ve özellikle içine asiditesini değiştirebilecek herhangi bir ek gıda olmadan tüketilen biçimdedir. Demlilik oranlarına göre de farklı isimler alır. Bunun yanı sıra toz şeker ya da kıtlama şeker türleriyle tüketilir. Kısacası ülkemizin milli içeceği haline gelmiştir. Siz de Türkiye'nin eşsiz çay bahçelerini yakından keşfetmek için mutlaka Karadeniz'e doğru bir yolculuk yapmalı, nefis ve taze çayları yerinde denemelisiniz.