fbpx

Papatya Çaylı Kurabiye

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Sakinleştirici ve stresi azaltıcı etkiye sahip mis gibi papatya çayı ile leziz kurabiyeler yapabileceğinizi biliyor musunuz? Gündelik hayatta sık sık tükettiğimiz nefis çaylardan bambaşka şeyler denemeye ve yeni tatları keşfetmeye hazırsanız siz de mutlaka bu tarifi denemelisiniz. Papatyanın hoş kokusu ve limonun eşsiz aromasıyla zenginleşen özel kurabiye tarifimiz:

Malzemeler:

  • 225 gr tereyağı
  • 110 gr şeker (Bir miktar üstü için)
  • 1 limonun kabuğu
  • 4 tatlı kaşığı papatya çayı
  • 1/4 tatlı kaşığı tuz
  • 225 gr un
  • 110 gr mısır nişastası

Nasıl Yapılır?

Tereyağı ve şekeri kar gibi olana kadar çırpıyoruz. İçerisine toz papatya çayını ekliyoruz. Ayrı bir kapta kuru malzemeleri harmanlayıp yağlı karışımın içine ilave ediyoruz. İyice yoğurduktan sonra hamuru açıp, istediğimiz şekli verip, çatalla bir kaç delik açıyoruz. Tepsiye dizdiğimiz kurabiyeleri 15 dakika derin dondurucuda bekletiyoruz. Ardından önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında 15-20 dakika pişiriyoruz. Henüz sıcakken üzerine şeker döküp soğumaya bırakıyoruz. Kurabiyelerin yanına sıcacık çay demlemeyi de unutmuyoruz afiyet olsun!

İngiltere’de Çay Kültürü

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

İngiltere 18. yüzyıldan beri kişi başına en çok çayın tüketildiği ülke olmasına rağmen, çayla diğer milletlerden daha geç tanışmıştır. Çay Çin’de MÖ 3. yüzyıldan beri tüketilmekte ve üretilmektedir, İngiltere’ye gelmesi ise 17. yüzyılı bulmuştur. Çay tüketimi 1560’lı yıllarda Portekizli tüccarlar ve Venedik yolu ile yavaş yavaş Avrupa’ya yayılmaya başlamıştır. 1610’da ise çayı düzenli sevkiyatlar halinde Avrupa’ya ilk getirenler yine Portekizli ve Hollandalı tüccarlardır. Çayın popülerliğinin artmasıyla birlikte çay bitkisinin dalları kaçak yollarla Çin’den İngiltere idaresindeki Hindistan’a girmeye başladı ve İngiltere 1840 yılından itibaren yarımadadaki bu üretimleri çıkarları doğrultusunda kontrolü altına aldı. 

İngiltere’de çay başlarda sadece ilaç olarak içiliyordu, bu durumu değiştiren ve çayı günlük hayatta önemli bir konuma getiren 4. John'un kızı Catherine oldu. İngiltere'de iç savaş sonrasında monarşinin geri dönmesiyle krallığa geçen 2. Charles, 1662'de Portekiz Kralı 4. John'un kızı Catherine ile evlenir. Böylece Catherine İngiltere, İskoçya ve İrlanda kraliçesi olur. Catherine İngiltere'ye gelirken çeyizinde bir miktar çay da getirmişti. Catherine, Charles ile evlendiğinde herkesin dikkati ona yönelmişti. Sarayda herkes onun elbiselerini, mobilyalarını konuşuyordu. Düzenli çay içmesi, başkalarını da teşvik etti. Aristokrat kadınlar onu taklit ediyor, onun yakın çevresine girmek için can atıyordu.

Tarihi Sintra kasabasındaki Tivoli Palacio de Seteais Sintra adlı otel Catherine’nin çay kültüründe oynadığı önemli rolü tüm dünyaya duyurmak için özel bir sergi yapıyor. Çünkü İngiltere ve Portekiz halkı Catherine’nin çay kültürlerinde ne kadar önemli bir rol model olduğunu bilmiyor. Başkent Lizbon'a yarım saat uzaklıktaki Sintra, UNESCO'nun Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Avrupa romantik mimarisi ile ünlü. Catherine burada hiç yaşamamış, ama buradaki konakların çokluğu aristokratların yaşamına dair ipuçları sunuyor. Otelde Catherine döneminde içildiği düşünülen çaylar, o dönem içilen şekilde sunuluyor. 

Sade, şekerli, sütlü, limonlu İngilizler yılda 60 milyar fincan çay içiyor. Londra’nın en lüks otellerinde beş çayı etkinlikleri düzenleniyor. İngilizlerin çay yapma ve içme şekilleri ise onların hakkında çok şey anlatıyor. İşçilerin çayı sert ve sade içtiğini, sosyal statü piramidini tırmandıkça çayı daha açık ve hafif içme tercihinde bulunulduğu görülüyor. Çayı şekerli içmek alt sınıfa mensup olmanın bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bir kaşıktan fazla şeker kullanıyorsanız orta sınıfa, iki kaşıktan fazla kullanıyorsanız kesinlikle işçi sınıfına ait olduğunuz düşünülüyor. 

Tüm bu süreç içerisinde üst sınıf, alkolün verdiği mayhoşluğu yaşamamak için çaya yöneldi. Bir süre sonra öğleden sonra hafif atıştırmalıklar eşliğinde yapılan beş çayı bir gelenek halini aldı. Çay bir süre sonra herkes tarafından içilmeye başlandı ve çay fiyatları ucuzladı. Artık beş çayı herkes için bir gelenek haline gelmişti. Beş çayı seremonisi bölgelere göre farklılık gösterir fakat genel olarak aynı şeyler yenilip  içilir. Beş çayı bazı bölgelerde tam bir öğün iken bazılarında atıştırmalık tarzındadır. Porselen veya gümüş takımlar eşliğinde ekmek ve tereyağı gibi atıştırmalıklar servis edilir. Servis edilen şeyler genellikle çatal kullanmadan yenilecek yiyecekler olur. Fincan parmak dengesi sağlanarak doğru bir şekilde tutulmalıdır ve çay servisi yapan kişi muhabbeti bölmemelidir.

İngiliz çay kültürüne ait bir diğer gelenek ise “Sütlü Çay”. İngilizlerin çayı kendine göre yorumladığı ve tüm dünyada merak konusu haline gelen sütlü çay alıştığımız çay karışımlarından biraz farklı da olsa lezzetli bir aromaya sahip. Sütün çaydaki teini ve asiditeyi azalttığını düşünerek fincanına ekleyen İngilizler sütlü çay ritüellerini bir başka önemsiyorlar. Sütlü çay içmek için şömineli bir alan ya da manzaraya bakan bir pencere tercih ediyorlar. Bunun yanında çay içmek için 2 ayrı sehpa kullanıyorlar ve çay fincanlarını koyduğumuz sehpaya asla demlik koymuyorlar. Sadece çaya özel hazırlanmış pastalar, atıştırmalıklar ve kurabiyeler de masaları süslüyor.

Siz de İngilizlerin sıra dışı çay kültürüyle tanışmak ve Londra’da yağmurlu bir günde sıcacık sütlü çay içmek için mutlaka gezi rotanıza İngiltere’yi ekleyin. Sevdiklerinizle birlikte farklı deneyimler edinin! 

Noel Baba’nın Evine Yolculuk!

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Kuzey'in kalbi Laponya’da (Lapland) bir kış rüyası yaşamak için en güzel zaman yılbaşıdır. Sıcak kaplıcaları, uzayıp giden kar manzarası, rengarenk ışıklı yeni yıl süslemeleri ve turistlerin ilgi odağı olan Noel Baba’nın evi Santa Claus Köyü… Laponya’da göreceğiniz ve hayran kalacağınız çok şey var! 

Soğuk kış günlerinde manzaraya karşı sıcacık bir çay içerek, karların ortasındaki şifalı kaplıcalara girerek unutulmaz anlar yaşayacağınız Laponya’da Kuzey kültürünün olağanüstü yönlerini keşfedebilirsiniz. Noel ruhunu ve yeni yıl coşkusunu zirvede yaşatan etkinlikleri ile ailenizle birlikte doya doya eğlenebilirsiniz. Gelin Laponya’yı (Lapland) daha yakından inceleyelim, seyahate çıkmadan önce kafanızdaki tüm soru işaretlerini giderelim. 

Laponya (Lapland); Rusya, İsveç, Norveç ve Finlandiya’nın Kuzey topraklarına verilen isimdir ve kutup iklimine sahiptir. Kışın ölçülen en düşük sıcaklık ise -50 derecedir fakat günümüz iklim şartlarında görülen en düşük sıcaklık -35 civarlarındadır. İklim şartlarından dolayı doğru kıyafetleri tercih etmeli ve bol bol sıcak içecekler tüketmelisiniz. Düşük sıcaklıklar gözünüzü korkutmasın, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin olan Laponya, karların arasından fışkıran sıcacık termal suları ile ünlüdür. 

Farklı bölgelerden oluşan Lapland bölgesinin en popüler yeri Finlandiya Laponya’sıdır. Kuzey Kutup dairesinin üzerindeki Finlandiya Laponya’sının yönetim başkenti Rovaniemi şehri, her yıl binlerce misafire ev sahipliği yapıyor. Ren geyikleri, Husky köpekler, iglo evler, kuzey ışıkları ve daha pek çok güzelliğiyle masal diyarlarını andıran şehir, kış tatili sevenlere beklenmedik bir deneyim yaşatıyor. Çıtır çıtır yanan şömineye ve kar manzarasına karşı nefis bir çay içmek için olağanüstü bir yer…

Şehirde yapabileceğiniz o kadar çok aktivite var ki hangisinden başlasak bilemedik! Donmuş bir gölde balık tutabilir, karların üzerine kurulmuş kaplıcalarda suyun tadını çıkarabilir, kızaklarla keyifli bir yolculuğa çıkabilir, her yıl kurulan ve dünyaca ünlü olan Buz Otel’i gezebilir ya da İskandinav mutfağını keşfedebilir bunlar da yetmez diyorsanız Noel Baba’nın Köyü’nü ziyaret edebilirsiniz. Özellikle çocuklu ailelerin sık sık tercih ettiği Santa Claus Köyü misafirlerine unutamayacakları bir Noel anısı bırakıyor. Bölgenin en ünlü eğlence parkı olan bu köyde bakalım neler var? 

Kuzey Kutup Çizgisi Santa Claus Köyü’nün içindedir ve beyaz bir çizgi olarak boyanmıştır. Ziyaretçiler bu çizgiyi geçtiklerinde Kuzey Kutbu’na resmen ayak basmış olurlar. Noel Baba o kadar hediyeyi nerede tutuyor dersiniz? Tabii ki Santa Claus Postanesi’nde! Yeni yıla dair her türlü hediyelikleri bulabileceğiniz bu alışveriş merkezinde sevdiklerinize bir şeyler almayı unutmayın. Noel Baba’nın köyüne gelip onu ziyaret etmeden olmaz! Santa Claus’u köyün ortasında bulunan ofisinde ziyaret edebilir, onunla tatlı bir sohbet edebilirsiniz. Dev bir kayanın içi oyularak kurulan Eğlence Parkında ise Noel Baba’nın elfleri ile birlikte derse girebilir, neşeli gösteriler izleyebilir, büyülü kızak turuna katılıp, zencefilli kurabiye mutfağını gezebilirsiniz.

Siz de yeni yıla Noel Baba’nın evinde sıcacık bir çay içerek girmek istiyorsanız hemen bavulunuzu hazırlayın. Yılın en renkli günlerinde Kuzey'e doğru yola çıkın! 

Matcha Latte Tarifi

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Antioksidanların kraliçesi Matcha, Japonların severek içtiği ve kendine has bir demleme stiline sahip yeşil çaydır. Görüntüsü ve lezzeti alışık olduğumuz yeşil çaylardan biraz farklıdır. 

Isıl işlem; vitaminleri, mineralleri, antioksidanları azaltır ya da yok eder. Bu durum, çay için de geçerlidir; Yeşil çay, içerisindeki antioksidanlar çok zengin olduğu için, 1990’lı yılların başından bu yana bolca tüketilmektedir. Ancak matcha, bildiğiniz klasik yeşil çaydan çok daha etkilidir nedeni ise yeşil çayların filiz bölümlerinden ve en açık yeşil renkli yapraklarından elde edilen Matcha’nın, güneş ışığı altında bile bırakılmadan, kendi kendine kurutulması yani hiç ısıl işlem görmemiş olmasıdır. Ayrıca demlenme stili de çay yapraklarının tüm kısımlarını tüketmemizi sağlar. 

Kalp sağlığından sindirime, karaciğerden kansere pek çok derde şifa olan Matcha’yı sade demlemenin yanı sıra süt ile çok daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Matcha Latte sevdiklerinizle birlikte keyifle tüketeceğiniz yumuşacık tadı olan eşsiz bir lezzet. 2 kişi için hazırladığımız Matcha Latte tarifini siz de hemen deneyebilir, farklı bir çay deneyimi yaşayabilirsiniz. 

Malzemeler:

  • 2 tatlı kaşığı Matcha çayı
  • 100 ml sıcak su
  • 2 tatlı kaşığı şeker ya da bal (isteğe bağlı)
  • 1 fiske vanilya 
  • 400 ml çok sıcak süt
  • Bamboo whisk ya da el blenderı 

Nasıl Yapılır? 

  1. İlk olarak sıcak suyu derin bir kaba alın ve Matcha’nın antioksidan özelliklerinin kaybolmaması için suyun çok kaynar olmamasına özen gösterin.
  2. Suyun içerisine Matcha’yı ekleyin ve Bamboo whisk ya da el blenderı ile köpürtün. Matcha’yı iyice ezmeli ve homojen bir karışım elde etmelisiniz.
  3. Matcha’yı 1 dakika kadar iyice köpürttükten sonra, karışıma ılık sütü ve vanilyayı ilave edin. Süt miktarını, kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
  4. Dilerseniz karışımı bal ya da şekerle tatlandırabilirsiniz. Afiyet olsun. 

Çay Diyarı Seylan Adası

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

1972 yılından önce Sri Lanka adası Seylan olarak biliniyordu. Seylan, yerel dilde “Çayın Adası” anlamına geliyordu. Peki daha önce kahve üretimi yapılan Sri Lanka topraklarında tüm dünyada aranan ve sevilen seylan çayı nasıl birden kahvenin yerini almıştı? Hint Okyanusu’nun tüm bereketinden yararlanan bu adada çay kültürü nasıl doğmuştur gelin birlikte araştıralım.  

Hint Okyanusu’nun incisi Sri Lanka’da (Seylan Adası) ana ürün aslında kahveydi ancak 1869’da zararlı mantarlardan doğan bir hastalık adadaki kahveleri yok etti. Geçimini tarımla sağlayan yerel halk kahvelerin yok olmasının ardından yeni ürünler aramaya başladı. Öyle bir ürün olmalıydı ki kahvenin yok olmasından doğan zararı kısa sürede kapatmalı ve aynı zamanda adanın iklimine uyum sağlamalıydı. Bu arayış sonucu Hindistan’ın Kolkata bölgesinden çay tohumları getirilmiş ve Seylan çayı filizlenmeye başlamıştır. Adanın bol yağış alması ve topraklarının verimli olması çay üretimini kolaylaştırmış, dillere destan olan Seylan çayının tüm dünyaya yayılmasını sağlamıştır. James Taylor Seylan çay endüstrisinin babası olarak tanınmaktadır çünkü 1867’de ticari anlamda bu çayın ilk ekimini o yapmıştır. Günümüzde adada çay sektöründe bir milyondan fazla insan çalışmaktadır bu yüzden adanın en çok istihdam yaratan iş alanıdır. Adanın ekonomisini ayakta tutan çay tarımıdır. 

Dünyanın üçüncü büyük çay üreticisi olan Sri Lanka’da 3 çeşit çay yetiştirilir. Çaylar yetiştirildiği bölgenin coğrafi özelliğine ve yüksekliğine göre değişiklik gösterse de bu bir çayın diğerinden daha iyi olduğu anlamına gelmez ancak, zirvede yetiştirilen çaylar diğerlerine göre çok daha yüksek bir fiyatla satılır.  1200 m’nin üzerinde yetiştirilen ve yüzde yüz seylan çayı içeren ürünler aslan logosu ile markalanarak diğer çaylardan ayırt edilir hale getiriliyor. Siz de zirvede yetiştirilen çay yapraklarını deneyimlemek için adada bulunan aslan logolu ürünleri tercih edebilirsiniz. 

Çay üreticileri ürünlerin kalitesinin yanı sıra adanın doğal yapısını bozmamaya da büyük önem veriyor. Seylan çayı yetiştirirken ve işlenirken kullanılan çevre dostu yöntemler kullanılıyor. Topraktaki zararlı canlıları öldürmek için oldukça sık kullanılan metal bromür, ozon tabakasına zararlı olduğu için kesinlikle kullanılmıyor ve üretimde Montreal Protokolü’ne sadık kalınıyor. Sri Lanka, bu uygulamalarla 2007 Montreal Protokolü Uygulayıcıları Ödülleri’nde, Lider Ozon Tabakası Koruyucusu ünvanı alarak çevre dostu üretimde öncü bir imaj taşıyor. 

Sizin de Çayın Adası Seylan’a yolunuz düşerse mutlaka yeşilin, huzurun, doğal güzelliklerin ve demli bir fincan çayın tadını çıkarın. Seylan çayının ana vatanında özel harmanlı yapraklarla eşsiz aromalara yolculuk yapın.

Çaylı Kek Tarifi

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Severek içtiğimiz sıcacık çaydan lezzetli bir kek yapmaya ne dersiniz? Annelerimizin sık sık yapmayı tercih ettiği hem pratik hem de nefis bir çaylı kek tarifiyle misafirlerinizi ve kendinizi şımartın. Sizin için hazırladığımız özel tarifimizi denerken yanına taze bir bardak çay demlemeyi unutmayın! 

Malzemeler: 

  • 3 adet yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı demlenmiş siyah çay
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya

Nasıl Yapılır?

  1. 1,5 su bardağı şeker ve yumurtaları bir kapta çırpın. İçerisine demli ılık çay, sıvı yağ ve kakao ilave edin. 
  2. Karışıma 2 su bardağı un, kabartma tozu ve vanilya ekleyip karıştırın. Yağlayıp unladığınız kalıba karışımı dökün. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına atın.
  3. Kekin piştiğinden emin olduktan sonra fırından alın, kalıptan çıkarın. Ardından 5 dakika dinlendirip servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

Avrupa’nın Çay Bahçesi: Azor Adaları

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Portekiz’e bağlı Azor Adaları, büyüleyici güzelliğinin ve yemyeşil doğasının yanı sıra Avrupa için bambaşka bir önem taşıyor. İklimi ve tarıma elverişli toprakları sayesinde Avrupa’da çay üretimi yapılan tek yer olan Azor Adaları, çay severler tarafından sıkça ziyaret ediliyor. Başkent Lizbon’dan 1500 kilometre uzaklıkta yer alan Azor Adaları, Atlas Okyanusu’nun ortasında Amerika kıtasına yakınlığıyla misafirlerini şaşırtıyor. 

Volkanik adalardan oluşan bölge okyanusun ortasında eşsiz bir manzaraya ve kraterlere sahiptir. Yeni aktiviteler arayan ve farklı çayları denemeyi seven biriyseniz, Azor Adaları tam size göre. Muhteşem manzaralar, dağlar, yanardağlar ve uçsuz bucaksız aktiviteler ile Azor Adaları gerçek bir tatil cennetidir. Özellikle Água de Pau Masif‘in içindeki çarpıcı krater gölü Lagoa do Fogo ziyaretçilerine büyüleyici anlar yaşatır. 

Çay kültürüne geçmeden önce Azor Adaları’nın zengin mutfağını da gözden geçirelim. Azor mutfağında yoğurt, tereyağı ve peynir gibi zengin süt ürünleri ile çok sık kullanılır. Deniz ürünleri de her adada olduğu gibi çok yaygındır. Yerliler sıklıkla kurutulmuş balıkları yeniden su ile parçalayıp çeşitli yemeklerde kullanırlar. Furnas‘daki Caldeiras yakınında bir delikte pişmiş olan Cozida bölgenin en lezzetli ve ünlü yemeklerinden biridir. 

Avrupa’nın çayla tanışmasına öncülük eden ve hem çayı ithal ederek hem de üretimine giren ilk ülkle Portekiz’dir. Goncalo Velho Cabral tarafından 1431 yılında keşfedilen Azor Adası iklimi bakımından çay üretimi için oldukça elverişlidir. 1750’de Sao Miguel adasının küçük bir bölümünde çay yetiştirme denemesi yapıldı. İlk denemede 10 kg siyah çay, 8 kg yeşil çay elde edildi ve adanın üretim için uygun olduğu onaylandı.

1883’den beri bir ailenin kurduğu firma tarafından işletilen Azor Adası çayları, 1930 yılında üretimini 70 tonun üzerine çıkararak zirveye ulaştı. Nisan - Eylül ayları arasında, çay yapraklarının en iyi kalitede olduğu dönemde hasat edilen ürünler işlenirken pestisit ya da herbisit kullanılmaz. Bu yüzden adanın çayları organik ve son derece lezzetlidir, mutlaka denenmelidir. Siz de maviyle yeşilin buluştuğu manzaraya karşı demli bir çay içmek için seyahat listenize Azor Adaları’nı eklemeyi unutmayın! 

Semptom Giderici Karışık Bitki Çayı

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Vücut direncinin zayıflamaya başladığı, mikrop ve virüslere yakalanma riskinin daha yüksek olduğu kış aylarında; birkaç sihirli bitkiyi bir araya getirerek tüm hastalıklardan korunabiliriz. Soğuk algınlığı, grip, nezle, mide rahatsızlıkları ve daha pek çok hastalığın semptomlarını azaltacak aynı zamanda sadece birkaç fincanla sizi ayağa kaldıracak çay tarifimizi sizlerle paylaşmanın tam zamanı! Boğaz ağrısı, öksürük, hapşırık, mide bulantısı ve benzeri durumlarda siz de bu tarifi deneyerek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. 

Malzemeler: 

4 Gr. Adaçayı

4 Gr. Yeşil Çay

4 Gr. Kuru Nane Yaprakları

20 Gr. Ihlamur Yaprakları 

2 Adet Taze Limon 

 Yapılışı:

Adaçayı, yeşil çay, kuru nane ve ıhlamur yapraklarını süzgeçli bir demliğin içine atın. Limonları da yuvarlak şekilde dilimleyerek demliğe ilave edin. İyice kaynattığınız ve mikroplarından tamamen arındırdığınız sıcak suyu demliğin içine ekleyin. 7-8 dakika demlendikten sonra sıcacık çayınızı yudumlayabilirsiniz. Afiyet olsun!

Japonya’da Çay ve Sanat

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Toplumsal geleneklerine ve köklü alışkanlıklarına sıkı sıkı bağlı olan Japonya’da, çay kültürü önemli bir seremoni olarak sürdürülmeye devam ediyor. Öyle ki Japonlar çay içmeyi ve ikram etmeyi sanatsal, felsefi zenginliklerle birleştirerek seremoniye farklı bir boyut kazandırıyor.

Çay gibi başka toplumlarda daha pratik bir amacı olan içeceğin, Japon geleneklerinde önemli bir yer almasında ve özel seremonisinin yapılmasında Şintoizm ve Budizm'in rolü çok büyüktür. Japonya’da var olan Şintoizm ve daha sonrasında ülkeye gelen Budizm, Japonların günlük hayatlarının her alanını, hayata bakış açılarını ve geleneklerini şekillendirmiştir. 

Japonya geniş çay bahçeleriyle, her damak tadına uygun binlerce çeşit çaya ev sahipliği yapar ve sosyal hayatta geleneksel çay kültürü günümüzde de önemini korur. Klasik bir Japon evinin bahçesinde çay seremonisi için özel olarak hazırlanmış, Hoshoan adı verilen; ancak bir kişinin alçak gönüllülüğü vurgulamak amacıyla başını eğerek girebileceği kadar küçük evler bulunur ve çay seremonileri sunumunda her mevsim farklı araç-gereçler kullanılır. 

Çayı sanatla ve doğal bir felsefeyle buluşturan Japonya, mutlaka bir fincan çay içmeniz gereken büyüleyici yerlerden biri. Özellikle tatlı sakura çiçeklerinin çay bahçeleriyle buluştuğu o eşsiz manzaralarda unutulmayacak bir çay deneyimi sizi bekliyor. Siz de gezi listenize Japonya’yı ekleyerek farklı kültürlerle tanışabilir, uzak doğunun tarihini ve mutfağını yakından inceleyebilirsiniz. Keşfetmeyi seven ve görülecek çok şey olduğuna inanan herkese keyifli yolculuklar dileriz.

Tam Buğdaylı Kek Tarifi

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Çayınızın yanında hem besleyici hem de hafif bir lezzet arıyorsanız Tam Buğdaylı Kek’e bayılacaksınız.  Beş çaylarının vazgeçilmezi nefis keklere yeni bir lezzet kazandıran tam buğday unu, besleyici özelliğiyle tatlı ve en sağlıklı alternatiflerden biridir. Evdeki malzemelerle kolayca yapabileceğiniz bu tarifin yanına sıcacık ve taptaze bir çay demlemeyi unutmayın! 

Tam Buğdaylı Kek Tarifi

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı pekmez
  • Yarım su bardağı zeytinyağı 
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2.5 su bardağı tam buğday unu
  •  5-6 adet kayısı kurusu
  • 1 küçük fincan kuru üzüm
  • 3 adet orta boy rendelenmiş havuç
  • 1 su bardağı ufak doğranmış ceviz
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı tuz 

Yapılışı: 

  1. Fırını 175 dereceye getirip ısınmaya bırakın. Normal ölçülerde yuvarlak ya da dikdörtgen kalıbınızı çok az yağlayın.
  2. Kayısıları küp küp doğrayın. İçine tarçın, ufalanmış ceviz, kuru üzüm, rendelenmiş havucu ekleyip karıştırın ve kenarda bekletin.
  3. Yumurtaları kırın, 1 çay kaşığı tuzu ekleyin, iyice köpürüp beyazlaşana kadar çırpın.
  4. Karışımın içine zeytinyağı, pekmez ve yoğurdu ekleyip karıştırmaya devam edin.
  5. Karışıma unu eleyerek ekleyin. Üzerine kabartma tozu ve karbonatı ekleyerek karıştırın
  6. Daha önce hazırladığınız kuru meyveli karışımı da ekleyerek iyice karıştırın.
  7. Karışımı yağlanmış kalıba boşaltıp, önceden 175 derece ısıttığınız fırında yaklaşık 50 dakika pişirin. 
  8. Kekinizi kalıptan çıkarmadan önce soğumasını bekleyin. Soğuyan kekinizi mis gibi taze demlenmiş siyah çayla servis edebilirsiniz.  Afiyet olsun.