fbpx

Buzlu Çilekli Rooibos

Bana Bi' Çay, 9 ay önce 0 Tarifler

Yaza sayılı günler kaldı ve hava sıcaklığı her gün artmaya devam ediyor. Cıvıl cıvıl güneşli günlerde elimizden düşürmediğimiz soğuk çaylar yavaş yavaş dolaplarda yerini almaya başladı. Sevdiğimiz restoranların ve kafelerin kapalı olduğu bugünlerde favori içeceklerimizi özlüyoruz. Limonatalar, buzlu çay ve kahveler hepimizin favorisi. Evdeki malzemelerle pek çok içeceği kolayca hazırlayabilir, kalori bakımından daha masum karışımlar hazırlayabiliriz. Farklı çaylarla yeni buzlu içecekler yapmaya hazırsanız gelin birlikte nefis bir soğuk Rooibos çayı hazırlayalım. 

Malzemeler: 

  • 3 tatlı kaşığı Organik Rooibos çayı
  • 1 litre sıcak su
  • Tatlandırmak için bal ya da şeker
  • 3-4 adet çilek
  • 1 adet portakal 
  • 2-3 yaprak taze nane
  • 6-7 adet buz 

Yapılışı:

1 litre sıcak suyun içine 3 tatlı kaşığı Rooibos atın ve demlenmeye bırakın. Bir sürahinin içine çilekleri ve portakalları dilimleyin üzerine buzları ekleyin. Demlenen Rooibos’un içine şeker ya da bal ekleyerek eriyene kadar karıştırın. (Şeker ya da bal oranını kendi arzunuza göre ayarlayabilirsiniz) Rooibos çayını buzlu ve meyveli sürahiye ekleyin. Servis ederken taze nane yapraklarıyla buzlu çayınızı süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun.

Karışık Enerji Çayı

Bana Bi' Çay, 10 ay önce 0 Tarifler

Günün temposuna ayak uydurmak ve anı kaçırmamak için çok fazla enerji harcıyor bir süre sonra yorgun hissediyor ve hem bedenen hem de zihinsel olarak bitkin düşüyoruz. Bu gibi durumları önlemek için mutlaka beslenmemize dikkat etmeli ve enerji veren çaylardan destek almalıyız. Biz de sizin için kolayca demleyebileceğiniz çok pratik ve vitamin dolu bir enerji çayı tarifi hazırladık. Poşet çay kullanarak işte, tatilde nerede olursanız olun kolayca uygulayabileceğiniz nefis bir karışım. Tarifin aşamalarını videodan takip edebilirsiniz. Keyifli seyirler.

Malzemeler:

  • Bana Bi' Çay Maraton çayı 2 adet
  • Bana Bi' Çay Roket çayı 1 adet
  • 400 ml. su
  • 3-4 top karabiber
  • 1 adet portakal

Filiz Çay Nedir?

Bana Bi' Çay, 10 ay önce 0 Blog

Filiz çay, genel olarak ülkemizde çay üretimi yapan işletmelerin damak tatlarına göre hem satış hem de farklılık oluşturulması amacıyla gerçekleştirdikleri stratejik pazarlama yöntemlerinden biridir. Genel olarak çay bitkisinin farklı bölümleri mevcuttur. Nasıl ki bir meyvede tatlı kısımları daha çok veya ekşi kısımları daha yoğun bölümler varsa çayda da farklı tatlardan oluşan kısımlar mevcuttur ve her üründe olduğu gibi çay da kalite olarak gruplara ayrılmaktadır. 

Filiz çayı Türkiye’de sevilerek tüketilen demli bir çaydır ve diğer çaylarda olduğu gibi iki farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. Birinci damak tadı olarak diğeri ise kalite ve kaliteye bağlı olarak tüketim oranıdır. Filiz çay adından da anlayabileceğimiz gibi çayın filiz bölümünden üretilir ve genel olarak belli kimselerin kullandıkları, beğenenlerin diğer çayları asla içmediği çay olarak gösterilmektedir. Bir nevi bağımlılık yaptığından bir çok kimse tarafından efsane olarak gösterilmektedir. Damak tadı için ise çok ağır olmamakla birlikte çaydanlıkların ebatlarına orantılı olarak atılarak demlendiği takdirde oldukça hoş bir tadı ve koyu kırmızı rengi bulunmaktadır.

Filiz çay herkesin damak tadına hitap eden bir çay türü değildir. Bundan dolayı, filiz çayının tutkunları asla başka çay içmedikleri gibi diğer çayları tüketenler için de farklı olarak damak tatlarına hitap etmeyebilir. Bundan dolayı, bu çayı genel olarak iş yerlerinde veya misafirleri çok olan ailelerin kullanmadıklarını belirtmekte fayda vardır. Fakat kişisel olarak içilecek ise, iş yeri için veya çok misafirleriniz yok ise, aynı zamanda damak tadınıza hitap ettiğinde sizin için ideal olan çay diyebiliriz. Beğendiğiniz takdirde zaten istesenizde bu çaydan vazgeçemeyeceksiniz. Hatta tutkunu bile olabilirsiniz.

Marketteki çay reyonlarında yüzlerce çeşit ürün bulunuyor ve bu bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Tüketiciler genelde Tiryaki ya da Rize gibi çay türlerini tercih ediyor ama filiz çayın da tutkunları var. Siz de farklı çaylar denemekten hoşlanıyorsanız mutlaka filiz çayı denemelisiniz. Filiz çayınızın içine birazcık da tomurcuk eklerseniz nefis bir aroması olacaktır. Afiyet olsun.  

Poşet Çayın İcadı

Bana Bi' Çay, 10 ay önce 0 Blog

Dünyanın her yerinde insanların düzenli ve severek tükettiği onlara çeşit çay günlük hayatta önemli bir yere sahiptir. Yıllarca elimizden düşürmediğimiz ve vazgeçilmezimiz haline gelen çay kültürü her toplumda önemli bir yer edinmiş; dostluğun, misafirperverliğin, samimiyetin simgesi haline gelmiştir. Çay günlük hayatta sık tüketildiği için daha pratik ve kısa sürede hazırlama yöntemlerinin tercih edilmesine sebep olmuştur. Poşet çay seçeneği hem kolayca taşınabilir hem de kısa sürede demlenebilir olma özelliği ile çay tiryakilerinin yanından ayırmadığı bir kuru erzak haline geldi. 

Siyah çay, bitki çayları, özel harman karışımlar çayın türü ne olursa olsun artık küçük poşetlerde demlenebilir ve ürünün kalitesine göre normal demleme ile eş değer aromaya erişilebilir. Sadece sallama olarak kullandığımız çayların yanı sıra büyük demliklerde tercih edebileceğimiz ve çok daha fazla bardak çay elde etmemize yarayan poşet çay seçenekleri de mevcut. Peki günlük hayatta bu kadar sık kullandığımız poşet çaylar nasıl ve kim tarafından icad edildi? Bir ihtiyaç ürünü müydü yoksa tesadüfen mi ortaya çıktı? Gelin bu soruların cevabını birlikte yanıtlayalım. 

Poşet çayın patent hakkını ilk kez, 1896'da A.V. Smith aldı fakat onun hakkında hiçbir şey bilinmemesinin muhtemel sebebi İngilizlerin çayı geleneksel yöntemle demleme alışkanlıklarından vazgeçmemesi ve bu yüzden buluşun başarısız kabul edilmesidir. 8 yıl sonra, 1904'te New Yorklu kahve tüccarı Thomas Sullivan çay ticaretine girmiş ama işler pek iyi olmadığından biraz tasarruf yapayım diye düşünmüş ve çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara yolladığı eşantiyonlardan kısmaya karar vermiş. Çayı, eski usul bol bulamaç, torbalara doldurup yollamak yerine küçük miktarlarda, minik ipek poşetlere koyarak yollamaya başlamış. Ama alıcılar Sullivan’ın eli sıkılığını yanlış anlamış. Poşetleri kesip içindeki çayı demliğe koymaları gerekirken, poşeti olduğu gibi demliğe atıvermişler.

Siparişler gelmeye başladığında; müşteriler küçük poşetlenmiş çaydan talep edince, Sullivan farkında olmadan poşet çayın mucidi oluvermiş ve ekonomik olsun diye bulduğu çözümden ciddi paralar kazanmış. Böylelikle bu yeni icad ABD’de kısa zamanda tutulmuş. Çay tiryakileri kitleler halinde poşet çaya dönmüş ve ipek poşet de maliyetinden dolayı 1930’da yerini kağıda bırakmış. Başlangıçta poşet çayı yalnızca yemek firmaları kullanmıştır ama 1930'lara gelindiğinde, ABD'de poşet çayların çoğu evde içilmek üzere satın alınarak, evlerdeki yumurta biçimli delikli metal çay demleme süzgeçlerinin yerini almıştır.

Poşet çayın, Amerika'dan İngiltere'ye gelişi tam 50 yıl gecikmeli olmuş çünkü İngiliz çay tiryakileri bu Amerikan icadına uzun süre kuşkuyla yaklaşmışlar. Yine de bugün İngiltere'de poşet çaysız bir yaşam düşünmek çok zor, ülkede bir günde içilen 130 milyon fincan çayın %96'sı poşet. Türkiye’de de yoğun iş hayatı ve uzun demleme sürelerine zaman ayıramama durumu poşet çayın daha sık tüketilmesine sebep olmuştur. Her ne kadar siyah çayı sık sık demlikte demlesek bile geri kalan tüm bitki çaylarını genellikle poşet çay olarak tüketiyoruz. 

Poşet çaydan bu kadar söz etmişken yeni koleksiyonumuzdan bahsetmemek olmaz. Bana Bi’ Çay’ın özel harmanlanmış ve şifa dolu poşet çay koleksiyonunu keşfetmeyi unutmayın. Sindirime, uykusuzluğa, grip nezle gibi hastalıklara karşı bitki karışımlarına ve enerji veren poşet çaylara kolayca ulaşmak için hemen tıklayın! 

Malezya’nın Mistik Çay Bahçeleri

Bana Bi' Çay, 11 ay önce 0 Yeşil Rota

Öyle bir yer düşünün ki her yer göz alabildiğine yeşil. Yemyeşil ormanların içinden geçerken kendinizi birden yemyeşil çay bahçelerinde buluyorsunuz. Gördüğünüz manzara karşısında büyüleniyorsunuz ve gerçek mi değil mi anı sorgulamaya başlıyorsunuz. Çay bahçeleri, çilek tarlaları, arı çiftliği, kelebek parkı her şey o kadar doğal ve güzel ki şehir yaşamına geri döneceğiniz gün gelmesin, zaman burada dursun istiyorsunuz. Günün birinde yolunuz Malezya’ya düşerse bu duyguları doya doya yaşayacaksınız. Malezya çarpıcı plajları, adaları, şelaleleri, eğlence parkları, havalı plaj tatil yerleri ve heyecan verici su sporları ile ünlüdür. Fakat Malezya'nın da yemyeşil ve son derece doğal, ödüllü çay bahçeleri vardır. Gelin bu büyüleyici çay bahçelerini birlikte keşfedelim. 

Başkent Kuala Lumpur’un yaklaşık 200 kilometre kuzeyinde bulunan Cameron Highlands, Malezya’nın en yeşil bölgelerinden biri. Deniz seviyesinden yaklaşık 1900 metre yükseklikte bulunduğu için özellikle sıcak günlerde serinlemek isteyenlerin ve turistlerin gözdesi. Cameron Highlands, ismini 1885 yılında bir haritalama gezisi sırasında buraları dolaşan William Cameron’dan almış. Bölgenin gelişmesi ise 1925’te Sir George Maxwell’in burayı ziyaret etmesi ile başlamış. Malezya için oldukça önemli olan bu bölge büyüleyici çay bahçelerine ev sahipliği yapıyor. İşte o çay bahçeleri:

BOH Ödüllü Çay Tarlası 

1200 hektarlık çay bahçelerinin üzerinde yayılan BOH, Malezya'daki en büyük ve en popüler çay tarlalarından biridir. Adı, Fujian Eyaleti'nin ülkedeki tepeleri olan 'Bohea'den geliyor. BOH Tea Plantation, 1929'ten beri çayın en kaliteli ürünlerinden birini üretme mirasını taşıyor ve kendi markasını otantik çay çeşitleri yetiştiren, işleyen, paketleyen ve pazarlayan dünyadaki prestijli entegre çay şirketlerinden biri olarak ünleniyor. Yuvarlanan arazinin gerçeküstü manzarasının keyfini çıkarın ve ayrıca hediyelik eşya dükkanında özel çay çeşitlerini tatmadan önce ilgi çekici fabrika turuna katılın.

Cameron Tea Plantation

Cameron Tea Plantation'a adım atarken egzotik çayın sarhoş edici aromasını hissedin. Bharat Tea Estate olarak bilinen bu yeşil yemyeşil çay tarlası son derece muhteşem ve zihni ve ruhu canlandırıyor. Uttar Pradesh'in ticari sınıf bir ailesinin sahibi olan Cameron Tea Plantation, 1933'ten beri faaliyettedir ve Malezya'daki en büyük ikinci çay tarlasıdır. Etkileyici doğayı takdir etmekten başka, etrafta bir tane hediyelik eşya dükkanını ziyaret edebilir ve egzotik çeşitli yayla çayları ile çay kekleri, kremalı ve çilekli reçelli çörekler tadabilirsiniz.

Gaharu Tea Valley 

Özel bir melez Aquilaria'nın 200,000 ağaçlarından oluşan Gaharu Tea Valley, 300 dönümüne yayılmış bir başka Malezya çay plantasyonudur. Gaharu Tea Valley, Malezya'da, Gaharu Çin Seddi ile görkemli bir konumdadır. İlginç bir şekilde, Gaharu Tea Valley ayrıca Malezya'nın Organik Gaharu plantasyonunda öncü olmak için Malezya Rekorlar Kitabı ile rekoru elinde tutuyor.

Siz de bu yemyeşil çay yamaçlarını yakından görmek ve nefis sütlü The Tarik harmanını yerinde denemek için mutlaka Malezya’yı ziyaret edin. 

Çin’de İlk Çayın Doğuşu

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Yeşil Rota

Bugünlerde daha çok virüs salgınıyla ve yaşadığı talihsizliklerle anılan Çin, çayın ana vatanı olarak kabul edilen ve ilk çayın burada keşfedildiği düşünülen sıra dışı bir ülke. Yüzlerce çay çeşidinin yanı sıra doğal güzelliklere ve biraz tuhaf karşılansa da geniş bir mutfak kültürüne sahipler. Son zamanlarda Corona virüsüyle savaşan Çin, aslında sağlıklı yaşama düşkün bir ülke fakat çok zor dönemler yaşayan halk açlıkla baş edebilmek ve hastalıklarla tedavi bulabilmek için çok farklı yemek türleri üreterek bitkilerden ilaç yapmaya çalışmışlardır. Ülkedeki gıda yetersizliği doğal olarak halkı, pek tüketmediğimiz yiyeceklere itmiştir. Zamanla bu yiyecekler ülkenin kültürü haline gelmiş ve halk tarafından sevilerek tüketilmiştir. Çay bitkisinin doğuşuna da ev sahipliği yapan Çin, efsanelere göre dünyada ilk kez burada keşfedilmiştir. Doğruluğu henüz kanıtlanmamış olsa da gelin Çin’in çay tarihini yakından inceleyelim

Popüler olan efsaneye göre çay ilk defa MÖ. 2573 yılında kaynamakta olan bir suya yakındaki bir çalılıktan bir yaprak düşmesiyle Çin İmparatoru Shennong tarafından bulundu. Efsaneye göre İmparator suyunu kaynamış olarak içmekten hoşlanıyordu. Bir gün ordusuyla uzak bir yere seyahat ederken mola verildiğinde hizmetçisi ona yemek ve içmesi için kaynamış su hazırladı. O sırada çalılıktan kuru bir yaprak düşerek, suyun rengini kahverengiye çevirdi. Hizmetçi bu durumu fark etmeyerek suyu imparatora sundu. İmparator bunu içtiğinde ferahlatıcı buldu ve böylece çay keşfedilmiş oldu. Çay Çin kültürüyle çok iç içedir, öyle ki çay Çin yaşamının yedi olmazsa olmazı arasında sayılır.

Çayın tarihi Antik Çin’de ise Batı Zhou Dönemine kadar dayanır. Bu dönemde insanlar çay yapraklarını bir meyve gibi tüketiyor ve bu yapraklardan ilaç elde etmede kullanıyorlardı. Han hanedanı zamanında da yepyeni bir içecek olan çay önemli bir meta haline geldi. Tang hanedanı döneminde ise çay üretimi devlet tekeli haline geldi. Çay pazarı sıkı bir kontrole tabi tutuluyor ve yasa dışı satışlara ceza uygulanıyordu. Bu dönemde çayın yapılışı ve içme şekli günümüzden oldukça farklıydı. Çay yaprakları sıkıştırılıp tuğla gibi yapılıyor bu çay taş bir havana konulup dövülüyor ve oluşan toz çaya sıcak su eklenip o şekilde içiliyordu. Bu dönemde çay beyaz çay şeklindeydi. Yüzyıllar boyunca Çinliler çayı buharlayarak kullandılar. Ancak zaman içinde çayın bir ticari ürün haline gelmesiyle de farklı yöntemler gelişti. Buharlama yerine çay yaprakları kavrulmaya başlandı ve bu da günümüz işlenmiş çayları için bir adımdı.

Araştırmacılar Çin’de 1000’e yakın çay çeşidi bulmuştur. Çayların diğer ülkeler göre farklı gruplandırılmasının nedeni ise daha çok yaprak toplandıktan sonraki tabi tutulan işlemlerin farklı olmasıdır. Mesela yeşil ve beyaz çaylarda yapraklar toplandıktan sonra ısıl işleme tabi tutulur, böylece oksidasyon diğer bir deyişle fermantasyon işlemi önlenmiş olur. Kırmızı ve siyah çaylarda ise bu işlem yapılmaz ve yaprağın yapısındaki enzimler özelliğini yitirmediği için çay doğal olarak fermenteye bırakılır ve bambaşka tatlar oluşur. Oolong çayı ise kısmen fermantasyona bırakılır. Ülkede o kadar çok çay çeşidi vardır ki bir Çin deyişine göre “Tüm hayatın boyunca çayla ilgili çalışsan yine de tüm çayların adını öğrenemezsin”. 

Çin’in en ünlü çayları ise:

  • Long Jıng Dragon Well Xi Hu 
  • Bi Luo Chun Spring Snail Tai Hu
  • Tie Guan Yin Iron Goddess An Xi
  • Mao Feng Fur Peak Huang Shan
  • Junshan Yinzhen Siver Needle Haz Shan 
  • Qi Men Hung Qi Men Red Qi Men
  • Da Hong Pao Big Red Robe Wu Yi Shan 
  • Liu An Gua Pian Melon Seed Liu An 
  • Bai Hao Yinzhen White Fur Silver Needle Fu Ding
  • Pu’er Pu’er Si Mao 

Bugünlerde ziyaret edilmeye pek uygun olmasa da Çin’e bol bol şifa diliyor, şu an olmasa bile mutlaka bir gün seyahat etmenizi tavsiye ediyoruz. 

Çay Demleme Teknikleri

Bana Bi' Çay, 12 ay önce 0 Tarifler

Günümüzde çay demlerken ya doğru bilinen yanlışları sık sık tekrar ediyor ya da çayın türüne bakmadan ezbere teknikler kullanıyoruz. Özellikle çok boş zamanımızın olmaması ve pratik yöntemleri kullanmamız çayın hem kalitesini hem de aroma dengesini bozuyor. Kullandığımız demliklerden suya, ateşin yoğunluğuna ve çay yapraklarının kalitesine kadar lezzetli bir çayın tadını etkileyen çok fazla faktör var. Çay demleme teknikleri genelde kültürden kültüre değişiyor bu da farklı çaylarla tanışmak istediğimizde kafa karışıklığı yaratıyor. Matcha gibi spesifik çaylar ise zamanla demleme teknikleriyle günlük hayatımızda yer ediniyor. Yani kısacası lezzetli bir fincan çay için kolaya kaçmamak ve sabırlı davranmak gerekiyor. Çayın lezzetini ve demini etkileyen faktörlere ve püf noktalara gelin birlikte bakalım.

Yaprak Çay Demleme Teknikleri

Yaprak çay diğer çay türlerine göre aromasını daha yoğun veren özel bir seçimdir. Az işlem gördükleri için antioksidan özelliklerini kaybetmez ve sağlığa daha faydalıdır. Nefis çay yapraklarını demlerken kullandığınız demliğe çok fazla yaprak doldurmamalı ıslanan çay yapraklarının genişlemesine alan bırakılmalıdır. Kaynatılmış sıcak su direkt yaprakların üzerine eklenmeli ve demleme için en az 5-6 dakika beklenmelidir. Yapraklar kaynatılmamalıdır. Çayı fincana alırken özellikle süzgeç ya da ince dokunmuş bir bez ile çayınızı süzmelisiniz. 

Demleme Aksesuarlarının Seçimi ve Kullanımı 

Çay demlerken kullanabileceğiniz yüzlerce demlik, süzgeç, çay topu, kupa bardak ve benzeri aksesuarlar mevcut. Demlik seçerken seramik olmasına özen gösterirseniz çayınızdaki lezzet değişimini göreceksiniz. Farklı tasarımlarda binlerce demlik var ve aslında günlük çay tüketiminde en çok metal demlikler kullanıyor ama en lezzetli demi seramik demlikler veriyor. Zaten çay geçmişten beri geleneksel olarak seramik ve toprak demliklerde servis edilmiştir. Çay demleme topu seçerken paslanmaz olmasına ve kaliteli bir tasarıma sahip olmasına dikkat edin. Topu kilitleme kısmı sağlam ve pratik olmalı. Ayrıca çay doğunu çok doldurmayın ve yaprakların demlenmesi için alan bırakın. Çoğu çay tipi için standart bir çay bardağı veya kahve kupası kullanabilirsiniz. Geleneksel şekilde demlemek istiyorsanız matcha ve Çin çayları gibi diğer çaylar özel çay kapları ve çay aksesuarları gerektirir. Oolong çayı gibi yüksek kaliteli Çin çayları için bir kil kupa veya porselen gaiwan kullanabilirsiniz. Matcha çayını demlerken de mutlaka bamboo whisk ve özel kase kullanmalısınız.

Su Kalitesi, Sıcaklığı ve Demleme Süresi

Suyun kalitesi doğru demlenmiş lezzetli bir çay için çok önemlidir. Musluk suyu ya da arıtılmamış sular çayın aromasını ve tadını bozar. Yüksek kireç oranına sahip olan bu sular aynı zamanda hem demlikte hem de fincanda tortu ve koku bırakır. Bu yüzden çay demlerken mutlaka içme suyu, saf doğal sular ya da arıtılmış sular tercih edilmelidir.

Suyun sıcaklığı da dem kalitesi için önemli bir etkendir. Demleme sıcaklığı çay türüne göre farklılık gösterir. Siyah çay 90-100 derece arası, yeşil çaylar 65-80 derece arası, Oolong çayı 85-95 derece arası bitki çayları için ise 70-80 derece arasında su sıcaklığı tercih edilmelidir. 

Demleme süresi çayın aromasını etkileyen ve lezzetinin açığa çıkması için gerekli olan zaman dilimidir. Demleme süresi de çayın türüne göre farklılık gösterir. Çayın türü ne olursa olsun uzun süre demlenmeye bırakmak tadının bozulmasına ve acılaşmasına neden olur bu yüzden en doğru süreleri bilmek gerekir. Demleme süreleri:

  • Siyah yaprak ve çay poşetleri için 3-5 dakika.
  • Yeşil çay yaprakları için 2-4 dakika.
  • Yeşil çay poşetleri için 1-3 dakika.
  • Beyaz çay yaprakları için 2-3 dakika.
  • Beyaz çay poşetleri için 30-60 saniye.
  • Oolong çayı yaprakları için 5-7 dakika. 
  • Oolong çay poşetleri için 3-5 dakika.

Siz de bu teknikler ve bilgiler ile kendinize nefis çaylar demleyebilir, zengin aromaların tadını çıkarabilirsiniz. 

Çayın Türkiye’deki Yolculuğu

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

İçtiğimiz her yudumda ülkemize gelmiş olmasına minnet duyduğumuz, bir içecek çay. Günün her öğünü masamızdan eksik etmediğimiz milli içeceğimiz. Peki çay ülkemize nasıl geldi? Bizim çay kültürümüz diğer ülkelerden neden daha farklı gelin birlikte inceleyelim. 

Yapılan araştırmalara göre Türklerin çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere, Orta Asya'ya kadar dayandığı düşünülüyor. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil ıslahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmıştır.

Çayın Osmanlı’ya gelişi ise 19. yüzyılın sonlarında İstanbul’daki bazı dükkânların az miktarda çay ithalini yapması ile başlamaktadır. Osmanlı’da çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim ise Sultan II. Abdülhamid döneminde yapılmıştır.1892’de yayınlanan Coğrafya-i Sınai ve Ticari’ adlı kitapta, dönemin Ticaret Nâzırı Esbak-ı İsmail Paşa’nın aracılığı ile Çin’den getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekildiği ancak ekolojik koşulların uygunsuzluğu sebebiyle bu girişimin sonuçsuz kaldığı anlatılıyor.

Osmanlı Arşivi’nde bulunan çay ile ilgili ilk arşiv belgesi ‘Çay Tarifnamesi’ adını taşıyan Osmanlıca belgedir. Bu belgede, II. Abdülhamit tarafından numune çiftliklerinde çay bitkisinin yetiştirilmesi ve tarımının başlatılması için alt yapı çalışmalarının başlatılması emri ile aynı buyruk doğrultusunda yapılan çalışmaların bir sonucunu ve rapor şeklinde padişahın bilgilerine Orman, Madenler ve Tarım Bakanı tarafından sunulan bir belgedir.

Bu başarısızlıktan sonra çayın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir. 1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I. Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’e gönderilmiştir. Erten’in Doğu Karadeniz’de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları 1923’te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlanmış ve 1924’te yine Zihni Derin’in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunularak kabul edilmiştir. Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimin devam etmesine engel olmuştur.

1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan ve yarım kalan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir. Heyette bulunan Prof. Dr. Raşit Hatipoğlu çay ile ilgili ayrıntılı verileri araştırarak ‘Türkiye’de Çay İktisadiyatı’ adlı bir kitap yazmıştır. Bu çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanmıştır.

İlk üretimin gerçekleşmesinden sonra çay, Rize’deki çay ocaklarına ücretsiz dağıtılarak halka tanıtılmıştır. Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başlamıştır. 1940 yılında İngiltere’den sipariş edilen çay makinelerinin Türkiye’ye gelmesi II. Dünya savaşının sonuna doğru olmuştur. 1946 yılında Türkiye’ye ulaşan makinelerle 1947 yılında Rize’de ilk çay fabrikası açılmıştır. Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün kalitesinin artması ile birlikte Doğu Karadeniz’deki ekonomik canlılık artmıştır. 1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale gelmiştir. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithal eden bir ülke konumundadır. 

Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi yapan ilk 6 ülke arasındayız. Bununla birlikte çayın günlük hayatımızda büyük bir önemi ve kendine has bir kültürü var. Türkiye çay tüketiminde dünyada 5. sırada ve İngiltere’yi bile geride bırakmış durumda. Çay, Türkiye'de günün her öğünü içilen ve özellikle içine asiditesini değiştirebilecek herhangi bir ek gıda olmadan tüketilen biçimdedir. Demlilik oranlarına göre de farklı isimler alır. Bunun yanı sıra toz şeker ya da kıtlama şeker türleriyle tüketilir. Kısacası ülkemizin milli içeceği haline gelmiştir. Siz de Türkiye'nin eşsiz çay bahçelerini yakından keşfetmek için mutlaka Karadeniz'e doğru bir yolculuk yapmalı, nefis ve taze çayları yerinde denemelisiniz.