fbpx

Matcha Dalgona

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Son dönemlerde oldukça popüler olan “Dalgona”, aslında kahvenin köpük köpük krema kıvamına getirilmesinden ve sıcak sütün üzerine eklenmesinden oluşan lattenin tam tersi bir içecektir. Sıcak ya da soğuk olarak da hazırlanabilir. Kahveyle başlayan bu içecek serüveni çay severlerin de dikkatini çekti ve özellikle sağlıklı beslenmek isteyen, spor ile ilgilenen, kilo vermek isteyenler Matcha kullanmayı tercih etti.

Matcha yüksek antioksidan özelliği ve kafein oranıyla spordan önce içildiğinde yağ yakımını hızlandırıyor ve kilo vermeye yardımcı oluyor. Sadece kilo vermek isteyenler değil vücudunu arındırmak isteyen herkes Matcha’yı severek tüketiyor ve çok farklı tarifler deniyor. Biz de sizler için Dalgona’yı Matcha ile denedik ve nefis bir ara öğün hazırladık. Kullandığımız yumurta akı aynı zamanda protein kaynağı olacak ve bir fincan Matcha’lı Dalgona tok ve enerjik hissetmenizi sağlayacak. Siz de hemen tarifimizi izleyerek kolayca deneyebilirsiniz.

Not: Tarifimizde şeker kullanmadık tatlı bir kahve isterseniz yarım kahve fincanı şeker ya da bir yemek kaşığı bal ilave edebilirsiniz. 

Malzemeler:

  • 1 yumurtanın akı
  • 1 tatlı kaşığı Matcha
  • 1 fiske tuz
  • 1 kahve fincanı ılık su
  • 250 ml sıcak süt

Yapılışı:

Yumurta akını soğuk su ve biraz tuzla mikser yardımı ile çırpın. Yumurta akı kar gibi beyazlayana ve sertleşene dek çırpmaya devam edin. Kabaran köpüren karışıma sıcak su ile erittiğiniz Matcha’yı yavaş yavaş ekleyin çırpmaya devam edin iyice yeşil rengini alana dek karıştırın. Sıcak sütü fincana alın ve üzerine kaşık yardımıyla köpüğü söndürmeden Matcha kremasını ekleyin. Dilerseniz tarifi soğuk sütle yaparak çayınızı buzlu tüketebilirsiniz. Afiyet olsun.    

Organik Çaylı Milkshake

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Yaz meyveleriyle nefis uyum sağlayan ve buz gibi lezzetiyle ferahlatan milkshake’i bir de daha farklı denemeye ne dersiniz? Normalde dondurma ile hazırlanan milkshake yoğurt, süt ve meyvelerle hazırlandığında hem hafif hem de besleyici bir hal alıyor. Dondurmasız yapılan bu karışıma son zamanlarda smoothie ismi veriliyor. Aslında milkshake’den tek farklı içerisinde dondurma olmaması ve yulaf, keten tohumu gibi tahıllar eklenebilmesi. Biz de sizler için arındırıcı antioksidan kaynağı nefis bir milkshake tarifi hızlardık. Tarifin içerisindeki matcha ve çilekler yüksek antioksidan özelliği ile ödemi, vücuttaki zararlı toksinleri atmanıza yardımcı olur. Yoğurt tokluk hissi yaratarak kilo kontrolü sağlar. Bal ise tatlı krizlerine birebirdir. Siz de hemen tarifi izleyerek kolayca deneyebilirsiniz.  

Malzemeler:

  • 1 tatlı kaşığı çilekli matcha 
  • 1 su bardağı yağsız süt
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • Yarım su bardağı çilek püresi
  • 1 paket vanilya
  • 1 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Rondonun ya da shakerın içine sütü, yoğurdu, matchayı, çilek püresini, vanilya ve balı ekleyin. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar karıştırın. Biraz tadın ve şekerini kontrol edin, tatlılık oranını dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Sağlıklı ve hafif milkshake’iniz hazır afiyet olsun!   

Not: Daha yeşil bir renk elde etmek istiyorsanız çilek püresi yerine muz parçaları tercih edebilirsiniz. Evde olan her meyveyi değerlendirebilirsiniz. İçeceğinizin üzerini matcha tozu ya da meyvelerle süsleyebilirsiniz.

Matcha’lı Pankek

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Ramazan ayında geç saatlerde sahur yapıyor, besinleri hazmetmeye fırsat bulamadan uyumak zorunda kalıyoruz. Sürekli yemek yedikten sonra uyumak kilo almaya ya da mide sorunlarına yol açabilir. Bu gibi durumları önlemek için sahurda mutlaka dengeli ve hafif beslenmeliyiz. Kahvaltılık en masum ve hafif seçeneklerden biri. Elbette kahvaltılıkları tercih ederken börek, patates kızartması, ağır hamur işleri gibi yiyeceklerden uzak durmalıyız. Sağlıklı ve besin değeri yüksek atıştırmalıklar, protein ağırlıklı yemekler Ramazan döneminde kilo almanızı önler üstelik tok tutar. Biz de sahurda tercih edebileceğiniz hem hafif hem de ödem atıcı bir pankek tarifi hazırladık. Nefis matcha’lı pankeklerle doyurucu ve sağlıklı bir sahur geçirmek için siz de hemen tarifimizi izleyebilirsiniz. 

Malzemeler:

  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 2 tatlı kaşığı organik matcha 
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • Yarım çay kaşığı tuz
  • 1 paket vanilin
  • 1 paket kabartma tozu

Yapılışı:

2 tatlı kaşığı toz matcha’yı unun içine karıştırın. 1 yumurta, 1 su bardağı süt, şeker ve tuzu mikserle çırpın. Köpüren sıvı karışıma matcha’lı unu, vanilini ve kabartma tozunu eleyerek ekleyin. Pürüzsüz bir karışım olana dek çırpın. Yapışma yağmayan bir tavaya çok az yağ koyun. Sıcak tavada pankekleri istediğiniz boyutta pişirin. Pankeklerin daha yeşil gözükmesi için çok yanmamasına özen gösterin. Pişirdiğiniz pankeklerin üzerine pudra şekeri, bal, tereyağ ya da reçel, çikolata sürüp servis edebilirsiniz. 

Not: Kalori değerini artırmamak için yapışmayan bir tava kullanmalı ve pişirme esnasında yağı çok az kullanmalısınız. 

Poşet Çayın İcadı

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Blog

Dünyanın her yerinde insanların düzenli ve severek tükettiği onlara çeşit çay günlük hayatta önemli bir yere sahiptir. Yıllarca elimizden düşürmediğimiz ve vazgeçilmezimiz haline gelen çay kültürü her toplumda önemli bir yer edinmiş; dostluğun, misafirperverliğin, samimiyetin simgesi haline gelmiştir. Çay günlük hayatta sık tüketildiği için daha pratik ve kısa sürede hazırlama yöntemlerinin tercih edilmesine sebep olmuştur. Poşet çay seçeneği hem kolayca taşınabilir hem de kısa sürede demlenebilir olma özelliği ile çay tiryakilerinin yanından ayırmadığı bir kuru erzak haline geldi. 

Siyah çay, bitki çayları, özel harman karışımlar çayın türü ne olursa olsun artık küçük poşetlerde demlenebilir ve ürünün kalitesine göre normal demleme ile eş değer aromaya erişilebilir. Sadece sallama olarak kullandığımız çayların yanı sıra büyük demliklerde tercih edebileceğimiz ve çok daha fazla bardak çay elde etmemize yarayan poşet çay seçenekleri de mevcut. Peki günlük hayatta bu kadar sık kullandığımız poşet çaylar nasıl ve kim tarafından icad edildi? Bir ihtiyaç ürünü müydü yoksa tesadüfen mi ortaya çıktı? Gelin bu soruların cevabını birlikte yanıtlayalım. 

Poşet çayın patent hakkını ilk kez, 1896'da A.V. Smith aldı fakat onun hakkında hiçbir şey bilinmemesinin muhtemel sebebi İngilizlerin çayı geleneksel yöntemle demleme alışkanlıklarından vazgeçmemesi ve bu yüzden buluşun başarısız kabul edilmesidir. 8 yıl sonra, 1904'te New Yorklu kahve tüccarı Thomas Sullivan çay ticaretine girmiş ama işler pek iyi olmadığından biraz tasarruf yapayım diye düşünmüş ve çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara yolladığı eşantiyonlardan kısmaya karar vermiş. Çayı, eski usul bol bulamaç, torbalara doldurup yollamak yerine küçük miktarlarda, minik ipek poşetlere koyarak yollamaya başlamış. Ama alıcılar Sullivan’ın eli sıkılığını yanlış anlamış. Poşetleri kesip içindeki çayı demliğe koymaları gerekirken, poşeti olduğu gibi demliğe atıvermişler.

Siparişler gelmeye başladığında; müşteriler küçük poşetlenmiş çaydan talep edince, Sullivan farkında olmadan poşet çayın mucidi oluvermiş ve ekonomik olsun diye bulduğu çözümden ciddi paralar kazanmış. Böylelikle bu yeni icad ABD’de kısa zamanda tutulmuş. Çay tiryakileri kitleler halinde poşet çaya dönmüş ve ipek poşet de maliyetinden dolayı 1930’da yerini kağıda bırakmış. Başlangıçta poşet çayı yalnızca yemek firmaları kullanmıştır ama 1930'lara gelindiğinde, ABD'de poşet çayların çoğu evde içilmek üzere satın alınarak, evlerdeki yumurta biçimli delikli metal çay demleme süzgeçlerinin yerini almıştır.

Poşet çayın, Amerika'dan İngiltere'ye gelişi tam 50 yıl gecikmeli olmuş çünkü İngiliz çay tiryakileri bu Amerikan icadına uzun süre kuşkuyla yaklaşmışlar. Yine de bugün İngiltere'de poşet çaysız bir yaşam düşünmek çok zor, ülkede bir günde içilen 130 milyon fincan çayın %96'sı poşet. Türkiye’de de yoğun iş hayatı ve uzun demleme sürelerine zaman ayıramama durumu poşet çayın daha sık tüketilmesine sebep olmuştur. Her ne kadar siyah çayı sık sık demlikte demlesek bile geri kalan tüm bitki çaylarını genellikle poşet çay olarak tüketiyoruz. 

Poşet çaydan bu kadar söz etmişken yeni koleksiyonumuzdan bahsetmemek olmaz. Bana Bi’ Çay’ın özel harmanlanmış ve şifa dolu poşet çay koleksiyonunu keşfetmeyi unutmayın. Sindirime, uykusuzluğa, grip nezle gibi hastalıklara karşı bitki karışımlarına ve enerji veren poşet çaylara kolayca ulaşmak için hemen tıklayın! 

Matcha’lı Panna Cotta

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Tarifler

Sağlıklı atıştırmalıklarla hem daha az kalori alabilir hem de tatlı krizlerini kolayca bastırabilirsiniz. Hafif kaçamaklar için geliştirilmiş tariflerden biri olan Matcha’lı Panna Cotta rengi ve lezzetiyle damağınızda nefis bir tat bırakacak. Matcha çayının yüksek antioksidan özelliği ve vücudu yenileyen bileşenleri hindistan cevizinin egzotik aromasıyla buluşarak dört mevsim severek tüketebileceğiniz bir tatlıya dönüşüyor. Genel olarak sütlü tatlılar daha hafif olduğu için formunu korumak isteyenler bu tür tarifleri sık sık tercih ediyor. Biz de tarifimizde yine süt kullanacağız ama biraz farklı bir süt tercih ederek özel gün ve yemeklerde de misafirlerinize sunabileceğiniz bir tatlı hazırlayacağız. İşe az ve öz malzemelerimizi hazırlamakla başlayalım. 

Malzemeler: 

  • 400 ml. Hindistan cevizi sütü
  • 1 yemek kaşığı matcha tozu
  • Bal ya da şeker
  • 1 paket jelatin tozu
  • ½ yemek kaşığı vanilya
  • ¼ su bardağı sıcak su 

Nasıl Yapılır?

Küçük bir kasede matcha tozunu sıcak suyla iyice karıştırarak, suyun içinde erimesini sağlayın. Orta büyüklükteki bir tencerede Hindistan cevizi sütünü, vanilyayı, balı ya da şekeri karıştırın; sonrasında karışımı orta dereceli ateşte pişirmeye başlayın ve kaynamaya başlayıncaya kadar karıştırın. Karışımı ocaktan alın ve içerisine yavaş yavaş karıştırarak önce yeşil çay ve su karışımını, ardından jelatin tozunu ekleyin. Küçük tatlı kaselere paylaştırın ve üzerlerine nane yaprakları ya da dilediğiniz meyveleri ekleyin. Buzdolabında 4 saat beklettikten sonra Panna Cotta’nızı afiyetle yiyebilirsiniz.

Çin’de İlk Çayın Doğuşu

Bana Bi' Çay, 1 sene önce 0 Yeşil Rota

Bugünlerde daha çok virüs salgınıyla ve yaşadığı talihsizliklerle anılan Çin, çayın ana vatanı olarak kabul edilen ve ilk çayın burada keşfedildiği düşünülen sıra dışı bir ülke. Yüzlerce çay çeşidinin yanı sıra doğal güzelliklere ve biraz tuhaf karşılansa da geniş bir mutfak kültürüne sahipler. Son zamanlarda Corona virüsüyle savaşan Çin, aslında sağlıklı yaşama düşkün bir ülke fakat çok zor dönemler yaşayan halk açlıkla baş edebilmek ve hastalıklarla tedavi bulabilmek için çok farklı yemek türleri üreterek bitkilerden ilaç yapmaya çalışmışlardır. Ülkedeki gıda yetersizliği doğal olarak halkı, pek tüketmediğimiz yiyeceklere itmiştir. Zamanla bu yiyecekler ülkenin kültürü haline gelmiş ve halk tarafından sevilerek tüketilmiştir. Çay bitkisinin doğuşuna da ev sahipliği yapan Çin, efsanelere göre dünyada ilk kez burada keşfedilmiştir. Doğruluğu henüz kanıtlanmamış olsa da gelin Çin’in çay tarihini yakından inceleyelim

Popüler olan efsaneye göre çay ilk defa MÖ. 2573 yılında kaynamakta olan bir suya yakındaki bir çalılıktan bir yaprak düşmesiyle Çin İmparatoru Shennong tarafından bulundu. Efsaneye göre İmparator suyunu kaynamış olarak içmekten hoşlanıyordu. Bir gün ordusuyla uzak bir yere seyahat ederken mola verildiğinde hizmetçisi ona yemek ve içmesi için kaynamış su hazırladı. O sırada çalılıktan kuru bir yaprak düşerek, suyun rengini kahverengiye çevirdi. Hizmetçi bu durumu fark etmeyerek suyu imparatora sundu. İmparator bunu içtiğinde ferahlatıcı buldu ve böylece çay keşfedilmiş oldu. Çay Çin kültürüyle çok iç içedir, öyle ki çay Çin yaşamının yedi olmazsa olmazı arasında sayılır.

Çayın tarihi Antik Çin’de ise Batı Zhou Dönemine kadar dayanır. Bu dönemde insanlar çay yapraklarını bir meyve gibi tüketiyor ve bu yapraklardan ilaç elde etmede kullanıyorlardı. Han hanedanı zamanında da yepyeni bir içecek olan çay önemli bir meta haline geldi. Tang hanedanı döneminde ise çay üretimi devlet tekeli haline geldi. Çay pazarı sıkı bir kontrole tabi tutuluyor ve yasa dışı satışlara ceza uygulanıyordu. Bu dönemde çayın yapılışı ve içme şekli günümüzden oldukça farklıydı. Çay yaprakları sıkıştırılıp tuğla gibi yapılıyor bu çay taş bir havana konulup dövülüyor ve oluşan toz çaya sıcak su eklenip o şekilde içiliyordu. Bu dönemde çay beyaz çay şeklindeydi. Yüzyıllar boyunca Çinliler çayı buharlayarak kullandılar. Ancak zaman içinde çayın bir ticari ürün haline gelmesiyle de farklı yöntemler gelişti. Buharlama yerine çay yaprakları kavrulmaya başlandı ve bu da günümüz işlenmiş çayları için bir adımdı.

Araştırmacılar Çin’de 1000’e yakın çay çeşidi bulmuştur. Çayların diğer ülkeler göre farklı gruplandırılmasının nedeni ise daha çok yaprak toplandıktan sonraki tabi tutulan işlemlerin farklı olmasıdır. Mesela yeşil ve beyaz çaylarda yapraklar toplandıktan sonra ısıl işleme tabi tutulur, böylece oksidasyon diğer bir deyişle fermantasyon işlemi önlenmiş olur. Kırmızı ve siyah çaylarda ise bu işlem yapılmaz ve yaprağın yapısındaki enzimler özelliğini yitirmediği için çay doğal olarak fermenteye bırakılır ve bambaşka tatlar oluşur. Oolong çayı ise kısmen fermantasyona bırakılır. Ülkede o kadar çok çay çeşidi vardır ki bir Çin deyişine göre “Tüm hayatın boyunca çayla ilgili çalışsan yine de tüm çayların adını öğrenemezsin”. 

Çin’in en ünlü çayları ise:

  • Long Jıng Dragon Well Xi Hu 
  • Bi Luo Chun Spring Snail Tai Hu
  • Tie Guan Yin Iron Goddess An Xi
  • Mao Feng Fur Peak Huang Shan
  • Junshan Yinzhen Siver Needle Haz Shan 
  • Qi Men Hung Qi Men Red Qi Men
  • Da Hong Pao Big Red Robe Wu Yi Shan 
  • Liu An Gua Pian Melon Seed Liu An 
  • Bai Hao Yinzhen White Fur Silver Needle Fu Ding
  • Pu’er Pu’er Si Mao 

Bugünlerde ziyaret edilmeye pek uygun olmasa da Çin’e bol bol şifa diliyor, şu an olmasa bile mutlaka bir gün seyahat etmenizi tavsiye ediyoruz. 

Çay Demleme Teknikleri

Bana Bi' Çay, 2 sene önce 0 Tarifler

Günümüzde çay demlerken ya doğru bilinen yanlışları sık sık tekrar ediyor ya da çayın türüne bakmadan ezbere teknikler kullanıyoruz. Özellikle çok boş zamanımızın olmaması ve pratik yöntemleri kullanmamız çayın hem kalitesini hem de aroma dengesini bozuyor. Kullandığımız demliklerden suya, ateşin yoğunluğuna ve çay yapraklarının kalitesine kadar lezzetli bir çayın tadını etkileyen çok fazla faktör var. Çay demleme teknikleri genelde kültürden kültüre değişiyor bu da farklı çaylarla tanışmak istediğimizde kafa karışıklığı yaratıyor. Matcha gibi spesifik çaylar ise zamanla demleme teknikleriyle günlük hayatımızda yer ediniyor. Yani kısacası lezzetli bir fincan çay için kolaya kaçmamak ve sabırlı davranmak gerekiyor. Çayın lezzetini ve demini etkileyen faktörlere ve püf noktalara gelin birlikte bakalım.

Yaprak Çay Demleme Teknikleri

Yaprak çay diğer çay türlerine göre aromasını daha yoğun veren özel bir seçimdir. Az işlem gördükleri için antioksidan özelliklerini kaybetmez ve sağlığa daha faydalıdır. Nefis çay yapraklarını demlerken kullandığınız demliğe çok fazla yaprak doldurmamalı ıslanan çay yapraklarının genişlemesine alan bırakılmalıdır. Kaynatılmış sıcak su direkt yaprakların üzerine eklenmeli ve demleme için en az 5-6 dakika beklenmelidir. Yapraklar kaynatılmamalıdır. Çayı fincana alırken özellikle süzgeç ya da ince dokunmuş bir bez ile çayınızı süzmelisiniz. 

Demleme Aksesuarlarının Seçimi ve Kullanımı 

Çay demlerken kullanabileceğiniz yüzlerce demlik, süzgeç, çay topu, kupa bardak ve benzeri aksesuarlar mevcut. Demlik seçerken seramik olmasına özen gösterirseniz çayınızdaki lezzet değişimini göreceksiniz. Farklı tasarımlarda binlerce demlik var ve aslında günlük çay tüketiminde en çok metal demlikler kullanıyor ama en lezzetli demi seramik demlikler veriyor. Zaten çay geçmişten beri geleneksel olarak seramik ve toprak demliklerde servis edilmiştir. Çay demleme topu seçerken paslanmaz olmasına ve kaliteli bir tasarıma sahip olmasına dikkat edin. Topu kilitleme kısmı sağlam ve pratik olmalı. Ayrıca çay doğunu çok doldurmayın ve yaprakların demlenmesi için alan bırakın. Çoğu çay tipi için standart bir çay bardağı veya kahve kupası kullanabilirsiniz. Geleneksel şekilde demlemek istiyorsanız matcha ve Çin çayları gibi diğer çaylar özel çay kapları ve çay aksesuarları gerektirir. Oolong çayı gibi yüksek kaliteli Çin çayları için bir kil kupa veya porselen gaiwan kullanabilirsiniz. Matcha çayını demlerken de mutlaka bamboo whisk ve özel kase kullanmalısınız.

Su Kalitesi, Sıcaklığı ve Demleme Süresi

Suyun kalitesi doğru demlenmiş lezzetli bir çay için çok önemlidir. Musluk suyu ya da arıtılmamış sular çayın aromasını ve tadını bozar. Yüksek kireç oranına sahip olan bu sular aynı zamanda hem demlikte hem de fincanda tortu ve koku bırakır. Bu yüzden çay demlerken mutlaka içme suyu, saf doğal sular ya da arıtılmış sular tercih edilmelidir.

Suyun sıcaklığı da dem kalitesi için önemli bir etkendir. Demleme sıcaklığı çay türüne göre farklılık gösterir. Siyah çay 90-100 derece arası, yeşil çaylar 65-80 derece arası, Oolong çayı 85-95 derece arası bitki çayları için ise 70-80 derece arasında su sıcaklığı tercih edilmelidir. 

Demleme süresi çayın aromasını etkileyen ve lezzetinin açığa çıkması için gerekli olan zaman dilimidir. Demleme süresi de çayın türüne göre farklılık gösterir. Çayın türü ne olursa olsun uzun süre demlenmeye bırakmak tadının bozulmasına ve acılaşmasına neden olur bu yüzden en doğru süreleri bilmek gerekir. Demleme süreleri:

  • Siyah yaprak ve çay poşetleri için 3-5 dakika.
  • Yeşil çay yaprakları için 2-4 dakika.
  • Yeşil çay poşetleri için 1-3 dakika.
  • Beyaz çay yaprakları için 2-3 dakika.
  • Beyaz çay poşetleri için 30-60 saniye.
  • Oolong çayı yaprakları için 5-7 dakika. 
  • Oolong çay poşetleri için 3-5 dakika.

Siz de bu teknikler ve bilgiler ile kendinize nefis çaylar demleyebilir, zengin aromaların tadını çıkarabilirsiniz. 

Matcha Latte Tarifi

Bana Bi' Çay, 2 sene önce 0 Tarifler

Antioksidanların kraliçesi Matcha, Japonların severek içtiği ve kendine has bir demleme stiline sahip yeşil çaydır. Görüntüsü ve lezzeti alışık olduğumuz yeşil çaylardan biraz farklıdır. 

Isıl işlem; vitaminleri, mineralleri, antioksidanları azaltır ya da yok eder. Bu durum, çay için de geçerlidir; Yeşil çay, içerisindeki antioksidanlar çok zengin olduğu için, 1990’lı yılların başından bu yana bolca tüketilmektedir. Ancak matcha, bildiğiniz klasik yeşil çaydan çok daha etkilidir nedeni ise yeşil çayların filiz bölümlerinden ve en açık yeşil renkli yapraklarından elde edilen Matcha’nın, güneş ışığı altında bile bırakılmadan, kendi kendine kurutulması yani hiç ısıl işlem görmemiş olmasıdır. Ayrıca demlenme stili de çay yapraklarının tüm kısımlarını tüketmemizi sağlar. 

Kalp sağlığından sindirime, karaciğerden kansere pek çok derde şifa olan Matcha’yı sade demlemenin yanı sıra süt ile çok daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Matcha Latte sevdiklerinizle birlikte keyifle tüketeceğiniz yumuşacık tadı olan eşsiz bir lezzet. 2 kişi için hazırladığımız Matcha Latte tarifini siz de hemen deneyebilir, farklı bir çay deneyimi yaşayabilirsiniz. 

Malzemeler:

  • 2 tatlı kaşığı Matcha çayı
  • 100 ml sıcak su
  • 2 tatlı kaşığı şeker ya da bal (isteğe bağlı)
  • 1 fiske vanilya 
  • 400 ml çok sıcak süt
  • Bamboo whisk ya da el blenderı 

Nasıl Yapılır? 

  1. İlk olarak sıcak suyu derin bir kaba alın ve Matcha’nın antioksidan özelliklerinin kaybolmaması için suyun çok kaynar olmamasına özen gösterin.
  2. Suyun içerisine Matcha’yı ekleyin ve Bamboo whisk ya da el blenderı ile köpürtün. Matcha’yı iyice ezmeli ve homojen bir karışım elde etmelisiniz.
  3. Matcha’yı 1 dakika kadar iyice köpürttükten sonra, karışıma ılık sütü ve vanilyayı ilave edin. Süt miktarını, kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
  4. Dilerseniz karışımı bal ya da şekerle tatlandırabilirsiniz. Afiyet olsun.